Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21991 E. 2014/13626 K. 08.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21991
KARAR NO : 2014/13626
KARAR TARİHİ : 08.07.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/275623
MAHKEMESİ : Akşehir Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 06/04/2010
NUMARASI : 2009/908 (E) ve 2010/211 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanık ile H. Sigorta A.Ş arasında 01/09/2006 tarihinde yürürlüğe giren acentelik sözleşmesinin bulunduğu, sanığın yapılan sözleşmeye göre tahsil ettiği primleri zamanında sigorta şirketine ulaştırmadığı, bu nedenle acentelik sözleşmesinin sigorta şirketi tarafından 15 Mayıs 2007 tarihinde feshedildiği, acentelik sözleşmesi yapılırken sanığın verdiği teminat mektubundan sigorta şirketinin alacağının bir kısmını tahsil ettiği, ayrıca yine acentelik sözleşmesi yapılırken sanığın sigorta şirketi lehine tahsis ettiği ipoteğin paraya çevrilmesi amacıyla Ankara Gayrimenkul Satış (22) İcra Müdürlüğünde takibe geçildiği, açıklanan şekilde sanığın sözleşmeye dayanarak katılan şirket adına tahsil ettiği sigorta primlerini katılan şirkete devretmeyerek üzerine atılı hizmet ilişkisinden kaynaklanan güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen somut olayda;
Katılan şirketten olaya konu döneme ilişkin olarak cari hesap ekstresinin ve katılan şirketin sanık aleyhine yürüttüğü anlaşılan Ankara 22. İcra Müdürlüğü’nün 2007/2167 esas sayılı dosyası getirtilerek, dosya içine konulduktan sonra maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkartılması açısından; sanığın, yetkilisi olduğu acente ile katılan şirketin hesapları, defter ve belgeleri üzerinde karşılaştırılmalı bilirkişi incelemesi yaptırılarak, hangi poliçeler için ne kadar para tahsil edilip katılan şirkete intikal ettirilmediğinin, sözleşmede belirlenen sürelerle iade edilmeme sürelerinin makul süreyi aşıp aşmadığının kesin surette saptanması ve toplanan deliler bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi yerine, yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.