Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20811 E. 2014/13643 K. 08.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20811
KARAR NO : 2014/13643
KARAR TARİHİ : 08.07.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/231486
MAHKEMESİ : Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 16/03/2010
NUMARASI : 2008/963 (E) ve 2010/309 (K)
SUÇ : Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın merkezi Konya ilinde kurulu bulunan K. Holding Anonim Şirketi bünyesindeki B. Anonim şirketinin genel müdürü iken şirket yönetimi tarafından 30/10/2007 tarihinde görevinden alındığı, sanığın nezdinde bulunan K. Holding ve B. Anonim Şirketi’ne ait sözleşmeleri, evrakları belgeleri görevinden ayrılmasına rağmen katılan şirkete iade etmediği, bu evrak ve belgelerin usulüne uygun şekilde 19/09/2008 tarihinde sanığın evinde yapılan aramada ele geçirildiği, sanığın bu şekilde yedinde bulunan ve emanete kayıtlı evrak ve belgeleri katılan Bera Anonim Şirketi’ne iade etmeyerek hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu işlediği sanık savunması, katılan ve tanıkların beyanları, birilkişi raporu, ev arama el koyma tutanağı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin ve katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, sanığın katılan şirkete ait defter ve belgerin iade edilmemesi şeklinde gerçekleşen olayda herhangi bir doğmuş maddi zararının bulunmadığı da gözetilerek kayden sabıkasız olan ve “hakkında lehe hükümlerin uygulanmasını talep eden” sanık hakkında 5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken “belgelerin değerinin bulunduğu ve sanığın zararı karşılamadığı” gerekçesi ile dosya içeriğine uygun olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2- Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının miktarı belirlenirken uygulama maddesi olarak TCK’nın 52/2. maddesinin gösterilmemesi, suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
3- Sanık hakkında hapis cezasının yanında tayin edilen para cezasının, hapis cezası ile birlikte ayrım yapılmakzısın 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesi gereğince adli para cezasının ertelenemeyeceği gözetilmeden hapis cezası ile birlikte yazılı şekilde para cezasının da ertelenmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08/07/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.