Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/5100 E. 2014/515 K. 16.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5100
KARAR NO : 2014/515
KARAR TARİHİ : 16.01.2014

Tebliğname No : 15 – 2012/65380
MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 12/05/2009
NUMARASI : 2009/69 (E) ve 2009/52 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Ceza Genel Kurulunun 27.05.2008 gün ve 127-147 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için, maddede sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi halinde, failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi gerekir.İade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hallerde, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceği gözetilmeden, akrabaları tarafından suçtan doğan zararın giderilmesine karşın sanık hakkında TCK 168.maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın www.eskişehir.net isimli internet adresine U… isimli firmanın Eskişehir’de açacağı işyeri için eleman arandığına dair ilan verip irtibat için de kendisine ait Tegmen_…hotmail.com isimli mail adresi ile cep telefonu numarasını verdiği, şikayetçilerin ve katılanların mail atarak ve cep telefonu yoluyla sanıkla irtibata geçtikleri, yüz yüze görüştüklerinde sanığın kendisini Emre ismi ile tanıtarak Ankara’da faaliyet gösteren U… isimli bir şirketin Eskişehir’de şube açacaklarını söyleyip, fotoğraf, ilmuhaber gibi evrakları teslim aldıktan sonra sağlık raporu, sabıka kaydı alınması gibi işlemler için her bir şikayetçiden 50,00’şer TL para aldığını ikrar ettiği somut olayda; İnternet ortamında yayınlanan iş ilanının mağdurlara ulaşmanın vasıtası ve hileli davranışın başlangıç noktası olması, katılanların ve şikayetçilerin nitelikli hileli davranışlarla aldatılmasının ilan ile değil yüz yüze görüşmeleri sırasında gerçekleşmesi karşısında sanığın eyleminin TCK’nın 157. maddesinde tanımlanan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu nazara alınmadan suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek TCK’nın 158/1-g maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.