YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1198
KARAR NO : 2014/8704
KARAR TARİHİ : 05.05.2014
Tebliğname No : 11 – 2008/236083
MAHKEMESİ : Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 18/04/2008
NUMARASI : 2007/98 (E) ve 2008/47 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın 1993 yılında M. G. adlı şahıstan borç aldığı ve karşılığında 20.000 TL bedelli senet verdiği, daha sonra bu borcunu ödediği ancak senedi geri almadığı, sonrasında M. G. isimli şahsın öldüğü, sanıkların söz konusu senedi ele geçirdikleri, sanık Mustafa’nın sanıktan senede karşılık bir miktar para istediği, katılan bu parayı vermeyince senedi sanık Mahmut’a
verdiği, sanık Mahmut’un da senedin boş olan kısımlarını doldurduğu ve katılan hakkında icra takibi başlattığı, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1- Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ve sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde,
Suça konu senedin pul üzerindeki imzanın, borç miktarının ve ciro bölümündeki A.S. yazısının katılana ait olduğununn bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi ve katılan tarafından da doğrulanması karşısında; katılanın beyanlarıyla senedin boş olarak verildiği konusunda bir ihtilafta bulunmadığı anlaşılmakla; boş bulunan senedi elinde bulunduranın boş olan kısımların doldurulmasında hukuki bir engelin bulunmadığı gözetilerek; katılanın senedi M. G. verdiğini söylemesi ve M. G. da ölmesi karşısında, katılanın iddiasının 2000 TL’lik borcun ödendiğinin tanıklarca söylenmiş ise de suça konu senedin 20.000 TL’lik olarak düzenlenmesi ve bu düzenlenmesinin de ekspertiz raporunda rakam olarak da doğrulanması karşısında senetlerin aynı senetler olmadığı; sanık M.. B..’ın savunmasının aksinin katılan tarafından ileri sürülüp savunmasının aksini kanıtlayacak nitelikte görülmediği ve mücerrret kalması karşısında haksız olarak ele geçirildiği kanıtlanmamış senetteki sahtecilik suçunun ne şekilde oluştuğu denetime imkan verecek şekilde değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kabule göre de,
Temel ceza tayin edilirken suç tarihinin, söz konusu senedi icraya koyma tarihi olan 13.12.2006 olduğu gözetilerek 5237 sayılı TCK uyarınca ceza tayini gerekirken yazılı şekilde 765 sayılı TCK’nın ilgili maddesi uyarınca hüküm kurulması ve kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup, suça konu senette düzenlenme yeri olarak gösterilen “Kösecili” nin herkesce bilinen bir yöreyi belirtmediğinin anlaşılması karşısında; eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmeden resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık M. A. müdafii ve sanık M.. B..’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.