YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/5684
KARAR NO : 2014/16228
KARAR TARİHİ : 13.10.2014
Tebliğname No : 15 – 2012/294508
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 20/09/2012
NUMARASI : 2012/111 (E) ve 2012/243 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık Süleyman’ın, kendisiyle fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden diğer sanık Kamil’den katılan Mustafa’ya ait bilgileri temin ettikten sonra, katılanı cep telefonundan arayarak kendisini Sultanahmet Başsavcı yardımcısı A. A. olarak tanıtıp hakkında naylon fatura suçundan dolayı soruşturma yaptığını, elinde bir takım deliller ve kamera görüntüleri olduğunu, yakalama kararı çıkartmak zorunda kalacağını ve bu nedenle yüz yüze görüşürlerse konuyu halledebileceklerini, bunun bir bedeli olduğunu, dosyayı kapatabileceğini söylediği, katılanın şikayeti üzerine sanıkların yakalandığı ve bu şekilde sanıkların dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda; sanıkların aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmalarında suçlamaları kabul etmediklerini beyan etmeleri, sanıkların katılan Mustafa’yla hiç yüz yüze gelmemeleri ve başkaları adına kayıtlı telefonlarla görüşmeler yapılması karşısında ; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak derecede tespiti bakımından , suçta kullanıldığı kabul edilen cep telefonunun adına kayıtlı olduğu B.. A.. ile katılan Mustafa’nın sekreteri olan Z. G.’in tanık olarak dinlenmesi ve sanık Süleyman hakkındaki diğer dava dosyaları incelenerek aynı telefon numarasının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Süleyman ve sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.