Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8770 E. 2014/446 K. 16.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8770
KARAR NO : 2014/446
KARAR TARİHİ : 16.01.2014

Tebliğname No : 15 – 2011/243845
MAHKEMESİ : Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 22/03/2011
NUMARASI : 2009/209 (E) ve 2011/140 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın sanıktan yaptığı alış verişe karşılık 1.850 TL bedelli bonoyu verdiği, borcu ödeyemeyince sanığın 1 ve 8 rakamlarının arasına sonradan ve değişik bir kalemle 7 rakamını ekleyerek bonoda tahrifat yapıp 17.850 TL bedelli olarak icra takibine koymak suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın savunmasında, suça konu bononun, katılanın daha önceden 4 adet çekten doğan ve ödemediği 17.850 TL bedelli borcuna karşılık miktar kısmı rakamla yazılmak suretiyle verildiğini, ancak 1.850.000 TL olarak yazıldığını görmesi üzerine, sonradan gerçek duruma uygun olarak 1 ve 8 rakamlarının arasına 7 rakamını eklediğini beyan etmesi karşında, taraflar arasında suça konu senet ile ilgili Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi’ndeki takibin iptali davası ile çekler hakkında İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne açılan dava ile 6. Asliye Hukuk mahkemesi’ndeki menfi tespit davasının sonucu CMK 218/1. Maddesi uyarınca bekletici sorun yapılıp, suça konu bononun çeklerden doğan alacağa karşılık verilip verilmediği değerlendirildikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve tekdiri yerine, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.