Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7550 E. 2014/605 K. 20.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7550
KARAR NO : 2014/605
KARAR TARİHİ : 20.01.2014

Tebliğname No : 15 – 2011/337592
MAHKEMESİ : Kadıköy 4. . Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 09/06/2011
NUMARASI : 2011/277 (E) ve 2011/447 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın katılana kendisini M.. M.. olarak tanıttığı ve katılanın dairesini kiraladığı, taraflar arasında yapılan kira sözleşmesine M.. M.. olarak imza attığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın alınan beyanında söz konusu daireyi ortağı olan M.. M.. isimli şahıs ile beraber iş yeri olarak kullanmak için kiraladıklarını beyan etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, bahse konu şahsın açık adres ve kimlik bilgilerinin kolluk vasıtasıyla detaylı bir şekilde araştırılıp, bulunması halinde sanığın savunmasında belirttiği hususa karşı tanık olarak ifadesine başvurulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
1-Sanığın temyiz aşamasında sunmuş olduğu 09/04/2011 tarihli belgeyle, katılana olan kira borçlarını ödediği dikkate alındığında, dolandırıcılık suçu açısından 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama koşullarının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından, zararın giderilip giderilmediği, zararın kısmen giderilmesinin söz konusu olması halinde mağdurun etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının olup olmadığı hususu belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde belirlenen gün sayısı, paraya çevrilirken uygulama maddesi olarak TCK’nın 52/2. maddesi gösterilmemesi,
3-Dolandırıcılık suçu açısından; hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.