Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13237 E. 2014/5652 K. 26.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13237
KARAR NO : 2014/5652
KARAR TARİHİ : 26.03.2014

Tebliğname No : 15 – 2011/263036
MAHKEMESİ : Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 24/05/2011
NUMARASI : 2010/414 (E) ve 2011/363 (K)
SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma (Görevi kötüye kullanma ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından yürütülen davada değişen suç vasfına göre)

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için; sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Avukat olan sanığın, alacaklılar vekili sıfatıyla, borçlu olan katılan aleyhine Ankara 17. İcra Müdürlüğü’nün 2009/167 sayılı dosyası üzerinden 4.279,25 TL alacağın tahsili için ilamlı icra takibinde bulunduğu, sanık avukatın, 24.04.2009 tarihinde katılandan icra borcuna karşılık 4.450 TL para aldığı ve karşılığında makbuz keserek verdiği halde, haricen tahsil ettiği bu miktarı İcra Müdürlüğü’ne bildirmediği gibi katılanın SGK’dan aldığı emekli maaşı üzerine tüm borç miktarı üzerinden haciz konulmasını talep ettiği ve bu şekilde mükerrer tahsilat yapmaya çalışarak görevi kötüye kullanma ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarını işlediği iddia olunan somut olayda ;
Hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK’nın 51/3. maddesi gereğince denetim süresinin de belirlenmesi gerekeceğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
1- Mahkemece eylemin bir bütün halinde bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilmiş ise de; bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için ortada borçlusu tarafından bedelinin tamamı veya bir kısmı ödenmiş bir senedin olması gerektiği, somut olayda ise , sanık avukatın Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19.06.2008 tarihli ilamıyla icra takibi yaptığı, mahkeme kararının TCK’nın 156. maddesindeki suçun oluşması için aranan senet vasfında olmadığı ve bedelsiz senedi kullanma suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/06/2007 tarih ve 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 60 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.