Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2491 E. 2014/10259 K. 22.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2491
KARAR NO : 2014/10259
KARAR TARİHİ : 22.05.2014

Tebliğname No : 11 – 2011/59586
MAHKEMESİ : Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 28/10/2010
NUMARASI : 2010/348 (E) ve 2010/947 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
R…. Oto Boya Kabinleri ve Servis Ekipmanları şirketinin ortakları olan sanıkların, katılan şirketten almış olduğu ürünler karşılığında vermiş oldukları çeklerdeki imzaların şirketin yetkili temsilcisi olan sanık Burak’a ait olmadığını belirterek itiraz davası açtıkları, bu şekildeki hileli davranışlarla şirketin ticari faaliyetleri sırasında ve bankanın maddi varlığı olan çekleri kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanıkların eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f-h maddesinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme yetkisinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.