Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4083 E. , 2022/3630 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/4083
Karar No : 2022/3630
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … Otel. Tur. Taş. Eml. İnş. Gıda.
San. ve Tic. A.Ş.
2- …
VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. …
2- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine ilişkin kısımların temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Diyarbakır ili, Sur ilçesinde bulunan şirketlerine ait “…” isimli otelin, ilçede çıkan terör olayları sebebiyle ilan edilen sokağa çıkma yasağı döneminde güvenlik güçleri tarafından kullanıldığı ve terör örgütünün saldırısına uğradığından bahisle 5233 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan zararlarının ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin … Valiliği Hukuk İşleri Şube Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile şirket için 1.000.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın, şirket yetkilisi … için ise 250.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; otelin, … Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı, söz konusu hasar ile ilgili poliçe teminatları kapsamındaki doğmuş, doğacak, doğrudan ve dolaylı tüm zarar ve kayıplarının … A.Ş. tarafından karşılanmış ve tazmin edilmiş olacağını … A.Ş. ile arasında yapmış olduğu sulh ve ibra protokolü ile belirtmiş olduğundan davacı şirketin maddi tazminat isteminin reddi gerektiği; davacıların manevi tazminat istemi yönünden ise, davacılar tarafından, otelin güvenlik güçleri tarafından üs olarak kullanılmak üzere işgal edildiği, bu nedenle terör örgütünün ağır saldırılarına maruz kaldığı, terör örgütü yandaş ve sempatizanları tarafından otelin şirket tarafından güvenlik güçlerine kiralandığı yönünde gerçeğe aykırı ve haksız propaganda neticesinde hem otel hem de şirket ve şirket yetkilisi davacı …’nin terör örgütünün hedefi haline getirilmesinden kaynaklı manevi olarak zarara uğradıkları belirtildiğinden davacıların tazminat istemine konu ettiği zararın, terör eylemleri sonucu uğradığı zararlar olmayıp, idarece terörle mücadele faaliyeti kapsamında otelin kullanılmasından kaynaklanan bir idari faaliyet nedeniyle meydana geldiği iddiasına dayalı açıldığı, idari faaliyet ile davacı zararı arasında illiyet bağının varlığı nedeniyle davacının uğradığını ileri sürdüğü zararların tazmininde sosyal risk ilkesinin uygulanmasına olanak bulunmadığı, davacının ve bölgede yaşayan tüm yurttaşların can güvenliklerinin sağlanması, şehirlere yerleştiği saptanan terör unsurlarının temizlenmesi, devlet otoritesinin tüm unsurları ile yeniden tesis edilmesi ve vatandaşın güvenlik içinde yaşamını sürdürmesi amacıyla yürütülen güvenlik faaliyetlerinin ve ilan edilen sokağa çıkma yasağının yaşam hakkının korunması amacına dayalı ve yürütülen operasyon süresi ile sınırlı bir şekilde uygulandığından idareye atfedilebilecek herhangi bir hizmet kusurunun da bulunmadığı, kusursuz sorumluluk hallerinin de olaya uygulanamayacağı, buna göre idarenin tazmin sorumluluğu açısından gerekli şartlar oluşmadığından, davacının manevi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davacıların sahibi ve işletmecisi olduğu otelin terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle hasara uğradığının açık ve ihtilafsız olduğu, zararın meydana gelmesinde idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmasa da genel güvenlik ve asayişi sağlamak, toplumun can ve mal güvenliğini korumak, terör olaylarını önlemekle yükümlü olan davalı idarelerce sosyal risk ilkesi uyarınca karşılanması gerektiğ;, manevi tazminat istemi yönünden, sokağa çıkma yasağının, vatandaşların can ve mal güvenliğini korumak ve kamu düzenini sağlamak amacıyla ilan edildiği, bu süreçte yaşanan olaylarla bir çok yapı ve altyapının hasar gördüğü, kişilerin ev ve eşya zararının doğmasının yaşadığı idari tedbirlerin doğal bir sonucu olduğu, davacılar tarafından terör örgütünün hedefi halinde geldikleri iddia edilmişse de bu yönde fiili ve somut bir tehdit olduğuna dair hukuken kabul edilebilir hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı, dolayısıyla manevi tazminata hükmedilebilmesi için aranan şartların gerçekleşmediği, davacıların manevi tazminat taleplerini reddeden İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde isabet bulunmasa da, kararın sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunduğu; maddi tazminat istemi yönünden ise, davacı şirketin talep ettiği zarar unsurları arasında yer verilen; ticari faaliyetin yürütülememesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların somut ve ispatlanabilir nitelikte olmadığı, muhtemel kar ve gelir kaybı mahiyetinde olan bu zararların sosyal risk ilkesi gereğince topluma pay edilmek suretiyle karşılanmasına olanak bulunmadığı söz konusu zarar unsurları yönünden maddi tazminat talebini reddeden İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde isabet bulunmasa da, kararın sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunduğu, davacının talep ettiği zarar unsurları arasında yer verilen bina ve müştemilatta meydana gelen fiziki zararların karşılanması gerektiği, zararın tespiti bakımından sigorta dosyasındaki tespit ve uzmanlık raporları dikkate alınabilir ve sigorta şirketi tarafından ödenen bedel zarar miktarından mahsup edilebilirse de, davacının ileri sürdüğü gerçek zarar Mahkemece tespit edilmeden ve bu yönde bir hukuki değerlendirme yapılmadan davanın reddedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı; davanın dava konusu işlemin iptali talebine ilişkin kısmı hakkında da gerekçe oluşturulmadığı ve hüküm kurulmadığı, buna göre 2577 sayılı Kanun’un öngördüğü usullere tabi olarak tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemenin ve hukuki değerlendirmenin eksik yapılarak, uyuşmazlığın bir kısmı hakkında gerekçe oluşturulmaksızın hüküm kurulmuş olduğundan ve eksik irdeleme ve gerekçeden oluşan kararın bu kısmı bakımından doğrudan üst derece mahkemesince ilk kez yargılama yapılarak bir hükme varılması, kanunun öngördüğü iki aşamalı yargısal denetime aykırılık teşkil ettiğinden, ilk derece yargısal denetimin gerçekleştirilmesi için dosyanın belirtilen eksiklik yönüyle irdelenip hüküm kurulmak üzere Mahkemesine iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların, ticari faaliyet yürütülememesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarar unsurları ile ilgili maddi tazminat talebi ile manevi tazminat talebine yönelik istinaf başvurusunun gerekçe ile reddine, bina ve müştemilatta meydana gelen fiziki zarar unsurları ile ilgili maddi tazminat talebine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararın bu kısmının kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemeye iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu, kar kaybı zararlarının karşılanması gerektiği, ticari itibar kaybına uğradıklarından manevi zararlarının karşılanması gerektiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi zararlarının reddine ilişkin kısmı ile, ticari faaliyetlerinin durmasından kaynaklı zararlarının tazminin isteminin reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idareler tarafından davacıların maddi zararı karşılandığından Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davacılar ve davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı Diyarbakır Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısman bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından, Diyarbakır ili, Sur ilçesinde bulunan şirketlerine ait “…” isimli otelin, ilçede çıkan terör olayları sebebiyle ilan edilen sokağa çıkma yasağı döneminde güvenlik güçleri tarafından üs/karargah olarak kullanıldığından ve terör örgütü mensuplarının saldırılarına maruz kaldığından, güvenlik güçlerinin otel içerisinde tahribata neden olduğundan bahisle meydana gelen zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle yapılan başvurunun Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyon Başkanlığı .. No’lu Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedilmesi üzerine açılan iptal davasında, … İdare Mahkemesince Komisyon kararının iptaline ilişkin verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı Danıştay Onuncu Dairesinin 28/06/2022 tarih ve E:2020/716, K:2022/3610 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
Anılan iptal kararı sonrasında Mahkeme kararının uygulanması amacıyla Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyon Başkanlığı .. No’lu Zarar Tespit Komisyonu tarafından davacı şirkete zararlarına karşılık 1.072.590,50 TL ödenmesine karar verilmesi üzerine davacı şirket tarafından bu miktar kabul edilmeyerek uyuşmazlık tutanağı imzalanmasının ardından söz konusu işlemin iptali ile maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptali ile maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddine, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin E:… sayılı dosyasında istinaf istemi hakkında henüz karar verilmemiştir.
Davacı tarafından, dava konusu olayda hizmet kusuru bulunduğundan bahisle 5233 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan zararlarının genel hükümlere göre karşılanması istemiyle bu kez İçişleri Bakanlığı’na başvuruda bulunulmuş, İçişleri Bakanlığı tarafından başvurunun Diyarbakır Valiliği’ne gönderilmesi üzerine Diyarbakır Valiliği Hukuk İşleri Şube Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile “davacı şirketin daha evvel 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun … A.Ş. tarafından sigortalı olduğu anlaşıldığından Zarar Tespit Komisyonunun 16/02/2017 tarih ve 367 sayılı kararı ile reddedildiği ve konuyla ilgili idari yargıda dava açıldığının anlaşıldığı” belirtilerek reddedilmesi üzerine söz konusu işlemin iptali ile ticari faaliyetin yürütülememesi nedeniyle müşteri, kazanç, kira ve değer kayıpları ile ücret, kredi, sigorta primi ve vergi gibi ödenilen sabit giderler, otel binasında ve içinde meydana gelen hasarlar için toplam 1.000.000,00 TL maddi, terör örgütü yandaş ve sempatizanları tarafından otelin şirket tarafından güvenlik güçlerine kiralandığı yönünde gerçeğe aykırı ve haksız propaganda neticesinde hem otel hem de şirket ve şirket yetkilisi davacı …’nin terör örgütünün hedefi haline getirilmesi sebebiyle davacı şirket için 250.000,00 TL, şirket yetkilisi … için ise 250.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
A) Temyize konu kararın, ticari faaliyetin yürütülememesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini isteminin reddine ilişkin kısmı ile davacı …’nin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, bu kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu kararın, bina ve müştemilatta meydana gelen fiziki zararların tazmini istemi bakımından yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi;
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği belirtilmiş; maddenin 3. fıkrasında, “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.”; 4. fıkrasında, “Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.”; 5. fıkrasında, “Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.” hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinde; bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine yaptığı incelemede, kararı hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararını kaldıracağı ve işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği kuralına yer verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesini gerektiren sebepler ise anılan maddenin 5. fıkrasında, ilk inceleme üzerine verilen kararların istinaf başvurusunun haklı bulunması, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması şeklinde tahdidi olarak sayılmış olup bu hallere yorum yoluyla ilave yapılması mümkün değildir.
Bölge İdare Mahkemesince, İdare Mahkemesi kararının bina ve müştemilatta meydana gelen fiziki zararların tazmini isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf incelenmesinde, davacının talep ettiği zarar unsurları arasında yer verilen bina ve müştemilatta meydana gelen fiziki zararların karşılanması gerektiği, zararın tespiti bakımından sigorta dosyasındaki tespit ve uzmanlık raporları dikkate alınabilir ve sigorta şirketi tarafından ödenen bedel zarar miktarından mahsup edilebilirse de, davacının ileri sürdüğü gerçek zarar Mahkemece tespit edilmeden ve bu yönde bir hukuki değerlendirme yapılmadan davanın reddedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bu kısmının kaldırılmasına ve yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiş ise de; bu gerekçe 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 5. fıkrasında sayılan sebeplerden birine ilişkin olmadığından, Bölge İdare Mahkemesince kararın bu kısmı yönünden işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, kararın kaldırılarak dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, Bölge İdare Mahkemesince yeniden verilecek kararda, olayın terör olayı olduğu ve olayda idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluk sebeplerinin bulunmadığı gözetilerek maddi tazminat istemlerinin sosyal risk ilkesi gereğince ve hesap noktasında 5233 sayılı Kanun esas alınarak değerlendirilmesi ve ayrıca yapılacak hesaplamada davacı şirkete, sigorta poliçesi kapsamında sigorta şirketi ile uzlaşılan miktar üzerinden ödeme yapıldığı ve sigorta şirketi tarafından sözleşme gereği ödenmeyen kısımlar (muafiyetler ve indirimler) dikkate alınarak zarar miktarının tespit edilmesi gerektiği açıktır.
C) Temyize konu kararın, davacı şirketin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi;
Terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Kanun uyarınca karşılanmayan manevi zarara bağlı tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanun kapsamında manevi zararların tazmin edilmesi gerekmektedir.
Dava konusu olayın oluş şekli dikkate alındığında, terörle mücadele kapsamında güvenlik güçleri tarafından şirkete ait otelin kullanıldığı, bu sebeple de otelin terör örgütünün hedefi haline geldiği anlaşıldığından davacı şirketin tüzel kişiliğinin saygınlığını yitirmesine, itibar kaybına uğramasına, güvenilirliliğini yitirmesine yol açan olay sebebiyle manevi zarar meydana gelmiş olup, davacı şirketin manevi zararlarının genel hükümler çerçevesinde karşılanması gerekmektedir.
Bu itibarla, davacı şirket bakımından yaşanılan olayla orantılı makul bir tazminata hükmedilmesi gerekirken manevi tazminat isteminin reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bununla birlikte davacı şirket tarafından, dava konusu olay sebebiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında zararlarının tazmin edilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi, manevi tazminat isteminin reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin E:… sayılı dosyasında derdest durumda olduğu dikkate alınarak davacı şirkete 5233 sayılı Kanun kapsamında ödenecek maddi tazminat ile genel hükümler çerçevesinde takdir edilecek manevi tazminat yönünden mükerrer ödemeye sebebiyet verilmemesi gerektiği de açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ticari faaliyet yürütülememesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini isteminin reddine ilişkin kısmı ile davacı …’nin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, bina ve müştemilatta meydana gelen fiziki zararların tazmini istemi yönünden yeniden karar verilmek üzerine dosyanın Mahkemesine gönderilmesine ilişkin kısmı ile davacı şirketin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/06/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.