Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/12903 E. 2014/4926 K. 17.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12903
KARAR NO : 2014/4926
KARAR TARİHİ : 17.03.2014

Tebliğname No : 11 – 2011/42685
MAHKEMESİ : Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 22/06/2010
NUMARASI : 2009/526 (E) ve 2010/262 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılana ait toptan gıda ticareti yapılan işyerinde satış elemanı olarak çalışan sanığın, katılana ait iş yerinden pazarlamak amacıyla teslim aldığı malları müşterilere satması karşılığında müşterilerin verdiği senetleri katılana teslim etme yetkisi ve yükümlülüğünün bulunduğu; bu görevi kapsamında, P.. B.. isimli kişinin borçlu olarak göründüğü, 22/10/2005 ödeme, 22.08.2005 düzenleme tarihli olan, 280 TL bedel içeren ve B.. A..’ın
borçlu olarak göründüğü, 07/09/2005 ödeme tarihli, 10 TL bedel içeren iki adet senedi katılana sattığı mal karşılığında teslim ettiği; ancak söz konusu senetlerle ilgili olarak katılan tarafından yapılan icra takipleri kapsamında, senetlerin adı belirtilen kişiler tarafından düzenlenmediğinin belirlendiği, bu şekilde sanığın dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık ile katılan arasında ne tür bir hizmet ilişkisinin olduğunun net bir şekilde açıklığa kavuşturulması, katılanın sanıkla olan ticari ilişkisinin, katılana ait mal alım satımla ilgili defterlerin incelenerek tespiti, ne şekilde mal verildiği ve karşılığının ne şekilde ödendiği tespit edilip, oluşa, sanığın savunmalarına, ekspertiz raporlarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; iddianamede; gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği öne sürülerek P.. B.. ile B.. A.. isimli kişilerin borçlu olarak göründüğü senetlerin dava konusu yapıldığı, gerçeğe aykırı düzenlendiğine ilişkin herhangi bir iddianın bulunmamasına ve sanığa isnat edilen eylemler ile ilgili hiç bir ilgisi olmamasına ve dava konusu yapılmamasına rağmen Hüseyin Yıldırım isimli kişinin borçlu olarak göründüğü, 08.03.2005 tarihli senedin yargılama ve inceleme konusu yapıldığı;ancak iddianamede anlatılarak sahte olduğu öne sürülen ve P.. B..’nın borçlu olarak göründüğü senet ile ilgili hiç bir araştırma ve teknik inceleme yapılmadığı gibi P.. B.. ile B.. A.. isimli kişilerin duruşmaya çağrılarak sanığa isnat edilen eylemler ile ilgili ayrıntılı olarak ifadelerinin alınmadığı anlaşılmakla; adı belirtilen kişilerin duruşmaya çağrılarak kendilerine sanık tarafından katılana ait iş yerine ait hangi tür malların satıldığının ve bunun karşılığında sanığa ödeme yapıp yapmadıklarının, eğer ödeme yaptıklarını belirtmeleri halinde ise ne şekilde ödemede bulunduklarının sorulması, P.. B..’ya ait gözüken senet ile ilgili imza incelemesi yapılarak atılı imzanın sanığın el ürünü olup olmadığının tespiti ile sahtecilik suçu kapsamında iki senedin birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucunda sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
a-Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin, resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup 6762 sayılı TTK’nın 692. maddesi gereğince bonoda bulunması zorunlu olan keşide tarihinin bulunmadığı bu nedenle unsurları bulunmayan suça konu bononun özel belge niteliğinde bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeyerek suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
b-Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.