Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15649 E. 2014/7957 K. 24.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15649
KARAR NO : 2014/7957
KARAR TARİHİ : 24.04.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/124016
MAHKEMESİ : Erzurum 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/11/2009
NUMARASI : 2007/571 (E) ve 2009/544 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın evinin karşısında bulunan tanık İ. H.’a ait büfenin önünde bulunduğu sırada aracı ile gelen sanığın katılana bu çevrede oturup oturmadığını sorduğu, Erzurum’da kaza yaptıklarını, tanıdığı fakir şahıslar varsa sadaka vermek istediğini, ancak yanında bozuk olmadığını belirtip, katılandan yanında para olup olmadığını sorduğu, apartman yöneticisi olan katılanın o sırada üzerinde bulunan 680 Amerikan Doları olduğunu söylemesi üzerine, tedavülden kalkmış ve maddi değeri olmayan 1000 Peru İntis’ini dolardan daha değerli olduğunu söyleyip, katılana verdiği ve 680 Amerikan Doları’nı alarak, katılana para üstünü fakirlere dağıtmasını söyleyerek araçla uzaklaştığının iddia edildiği somut olayda; sanığın savunmasında atılı suçlamayı reddederek, Erzurum’a hiç gitmediğini belirtmesi, katılanın kollukta kendisine gösterilen fotoğraflar arasında, sanığı teşhis ettiğini belirtmesine rağmen,
08.04.2008 tarihli dilekçesinde kendisini dolandıran şahsın sanık olmadığını, parasını alan şahsın 18-20 yaşlarında olduğunu bildirmesi, daha sonra mahkemede tekrar sanığı fotoğraftan teşhis ederek, dilekçesinde yanlışlıkla kendisini dolandıran şahsın 18-20 yaşlarında olduğunu yazdığını, gerçekte ilk ifade ve teşhisinde belirttiği gibi 40-45 yaşlarında olduğunu belirtmesi, fotoğraftan yapılan teşhislerin çelişkili olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeksizin tespiti için, sanık ile katılanın yüzleştirilerek, canlı teşhis yapıldıktan sonra, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,, 24.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.