Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/11486 E. 2014/738 K. 21.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11486
KARAR NO : 2014/738
KARAR TARİHİ : 21.01.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/58516
MAHKEMESİ : Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 14/05/2009
NUMARASI : 2008/281 (E) ve 2009/159 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıkların, birlikte kurdukları …. Halı ve Mobilya Tük. Ltd. Şti adlı firmaya sanık M.. D..’in resmiyette ortak olmadığı, şirket adına çek keşide etme yetkisinin şirketi temsil ve ilzama münferiden yetkili olan sanık M.. M..’ye ait olmasına rağmen, diğer sanık M.. D..’in, Mesut’un bilgisi ve iştiraki dahilinde şirkete ait Türkiye … Bankası Menemen şubesindeki ….5 numaralı hesaptan alınmış olan 2014694, 2014695 ve 2014696 seri numaralı, 25/03/2007, 25/04/2007 ve 25/06/2007 keşide tarihli üç adet çeki düzenleyerek veya düzenlettirerek, satın almış oldukları mobilyalar karşılığında katılana verdiği, çeklerin süresinde bankaya ibrazında karşılığının çıkmadığı iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanık M.. M..’nin savunmalarında, söz konusu şirketi diğer sanık M.. D.. ile birlikte açtıklarını, şirketin kendi üzerine olması konusunda anlaştıklarını, iş yerini açtıktan sonra bankaya giderek çek koçanı aldıklarını, daha sonra psikolojik problemlerinden dolayı kendisine alkole verdiğini, işi bıraktığını, çek
koçanlarını da iş yerinde bıraktığını, çek koçanlarının Mehmet’in eline ne şekilde geçtiğini bilmediğini, şirket adına çek keşide etmesi için Mehmet’e herhangi bir yetki vermediğini, çekteki imzaların kendisine ait olmadığını, çekleri kimin doldurduğunu bilmediğini; sanık M.. D..’in ise, kendisinin mobilya alım satımı yaptığını, katılanı da mobilya imalatçısı olması nedeniyle tanıdığını, daha önce yanında çalışan ve pisikolojik sorunları olan sanık Mesut’a yardım amacıyla söz konusu iş yerini açtığını, ancak Mesut’un bu işte de başarılı olamadığını, işyerini bırakıp gitmesi üzerine bu şirkete ait işleri de yürütmek zorunda kaldığını, katılandan yaptıkları mobilya alış verişi sırasında, katılanın Mesut’u tanımaması nedeniyle kendisinden çekleri ciro etmesini istediğini, bunun üzerine suça konu üç adet çekin arkasına adını yazıp ciro ettiğini, mobilyaları çeki ciro etmesinden bir hafta önce aldıklarını, çeklerin önceden doğan borca karşılık verildiğini beyan etmeleri, katılanın soruşturma aşamasında, yaptığı alışveriş neticesinde sattığı mobilya karşılığında düzenlenen üç adet çekin, sanık M.. D.. tarafından kendisine verildiğini, kovuşturma aşamasında ise söz konusu çeklerin her iki sanık tarafından düzenlendiğini ifade etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, suça konu çeklerin yapılan alışveriş esnasında mı, yoksa mobilyaların tesliminden sonra mı verildiği hususunda katılanın ticari kasıtları incelenerek beyanına başvurulması ve katılanın ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi, sanıkların iştirak halinde dolandırıcılık kastı ile hareket edip etmediklerinin belirlenmesi açısından, …. Halı ve Mobilya Tük. Mal. Tic. Ltd. Şti. adına keşide edilip ödemesi yapılan başkaca çekler bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunduğu takdirde keşideci ve ciranta imzalarının sanıklara ait olup olmadıklarının tespit edilmesinden sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/01/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.