Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18653 E. 2014/11163 K. 04.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18653
KARAR NO : 2014/11163
KARAR TARİHİ : 04.06.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/225781
MAHKEMESİ : Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 02/03/2010
NUMARASI : 2008/92 (E) ve 2010/91 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık E.. B.. ile temyize gelmeyen sanık H.. B..’nin fikir ve eylem birliği içerisinde katılan M.. Ç..’in U.. Mobilya isimli işyerine giderek bir takım oturma grubu satın aldıkları ve sanık H.. B..’nin, 15/01/2006 vade tarihli ve 2.700,00 TL bedelli senedi B.. S.. sahte ismi ile borçlu olarak imzaladığı, diğer sanık Erhan’ın da kefil olarak senede imza attığı, senede yazılan sanık H.. B..’ye ait adresin de borçlu ismi gibi sahte olması nedeniyle sanıkların dolandırıcılık kastı ile hareket ederek kendilerine menfaat sağladıkları iddia edilen somut olayda; sanık Erhan’ın savunmasında; suçlamayı kabul etmediği, aynı iş yerinde çalışan sanık H.. M..’ye patronun yönlendirmesiyle mobilya alımında yardım etmek için senedi imzaladığını, senet borçlusunu Bedriye Safi ismiyle tanıdığını belirttiği, temyize gelmeyen sanık H.. B..’nin de işyeri sahibi A.. T..ın mobilya alacağını söyleyerek kendisinin kefil olmasını istediğini, işlemleri Alaattin isimli şahıs ile mobilya satıcısının yaptığını, kendisine belge imzalattıklarını, maddi ve manevi baskı altında senedi imzaladığını açıkladığı gözetildiğinde; sanığın savunmasında bahsi geçen A.. T..’ın, ayrıca sanığın çalıştığı işyerinde suç tarihi itibariyle çalışan kişilerin tespit edilerek tanık olarak bilgi ve görgülerine başvurulup temyize gelmeyen sanık H.. B..’nin işyerinde B.. S.. olarak tanınıp tanınmadığının sorulmasıyla tüm deliller birlikte değerlendirilip sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 100 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın niteliği gözetilerek hükmü süresinde temyiz etmeyen sanık Hatice Müge’ye aynı Kanun’un 325. madde hükmü uyarınca bozmanın teşmiline, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.