YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16321
KARAR NO : 2014/2660
KARAR TARİHİ : 13.02.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/120581
MAHKEMESİ : Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 11/03/2010
NUMARASI : 2009/42 (E) ve 2010/74 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, tehdit, cinsel taciz
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık İ.. D.. müdafiinin, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik, katılanlar vekilinin sanık İ.. D.. hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet; cinsel taciz ve tehdit suçlarından kurulan beraat hükümleri ile sanıklar G.. G.. ve A.. G.. hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kuralan beraat hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Sanığın düzenlediği dini sohbetleri dinleyen katılanlardan dergâh dediği yerin yapımı ve daha sonra masrafları için dini duyguları kullanarak para topladığının, sohbetlerine katılıp evinin işlerine yapıp, zaman zaman çocuklarına bakan ve ayrıca kişisel hizmetlerini yaptırdığı S..A…. ile A.. A..’a karşı cinsel tacizde bulunduğunun, katılan S..A..’a kendisinden istediklerini söylemesi halinde cennet ve cehennemin arasında, Araf’ta asılı kalacağını söyleyerek tehdit ettiğinin, sanıklar G.. G.. ve A.. G..’ün de sanıkla birlikte hareket ederek sohbetlere katılanlardan aidat adı altında para topladıklarının iddia edildiği somut olayda;
1-Sanık İ.. D..’in, kişisel menfaat temin etmek amacıyla dini bir aldatma aracı olarak kullanıp aidat adı altında katılanlardan para toplamak şeklindeki eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabul edilmesine rağmen;
Haklarında aynı deliller bulunan sanıklar A.. G.. ve G.. G..’ün sanık İ.. D..’in eylemlerine fikir ve eylem birliği içinde iştirak ettikleri gözetilmeden mahkûmiyetleri yerine yetersiz ve oluşa uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde beraatlarına karar verilmesi,
2- Katılan A..A..’ın sanık İ.. D..’in kendisine “Hak’tan geldi. Seninle evlenmem lazım” dediğini, yanığından öptüğünü, bazen de dudağından öptüğünü, “biz bağlıyız, bizden kötülük gelmez” diyerek, eliyle bütün vücuduna dokunduğunu, itiraz edince de “seven de sevişen de hak, biz de bir şey yok, bu Hak’tan geliyor, bu sırrı kimseye açma yoksa muallâkta kalırsın, cennetle cehennem arasında kalırsın, Araf’ta asılı kalırsın” dediğini anlatması, diğer katılan A.. A..’ın da sanığın tokalaşma bahanesi ile kendisini yanaklarından öptüğünü söylemesi karşısında sanığın eylemini katılanların vücutlarına temas ederek gerçekleştirmesi karşısında TCK’nın 102. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı ve TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçlarının oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde beraat hükmü kurulması
3-Sanık İ.. D..’in nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak; sanığın 5237 sayılı TCK’nın 43/1.maddesi
kapsamında, her bir katılana karşı aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek, değişik zamanlarda birden fazla kez haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık İ.. D.. müdafii, Katılanlar S..A.., A.. A.. ve Ü.. Ö.. vekili temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.