YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6396
KARAR NO : 2014/878
KARAR TARİHİ : 22.01.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/301045
MAHKEMESİ : Gaziantep 13. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 30/03/2010
NUMARASI : 2009/50 (E) ve 2010/451 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Giyim mağazası bulunan şikayetçi Davut’un dışarıda bulunduğu bir sırada dükkana gelen sanığın o an için dükkana göz kulak olan şikayetçinin 12 yaşındaki oğlu tanık Mehmet’e kot pantolon satın alacağını söylediği, tanığın babasına telefon açıp sanık ile görüşmesini sağladığı, şikayetçinin telefonda sanığa kendisini beklemesini, öğleden sonra geleceğini söylemesine rağmen sanığın dükkanda bulunan tanığa, babasının kot pantolonları satın almasına muvafakat gösterdiğini söyleyerek yakınlardaki bir fırından temin ettiği torbaya çok sayıda kot pantolonunu yerleştirdiği, şikayetçinin komşularına da telefon açarak oğlunun satış yapmamasını söylemiş olması nedeniyle tanığın sanığı dükkanda beklettiği sırada, küçük tanığın başka bir müşteri ile ilgilenmesinden faydalanan sanığın tanığa hissettirmeden dükkandan ayrılıp gittiği olayda, suça konu eşyanın rıza ile sanığa teslim edilmediği gibi zilyetliğin devredildiği de söylenemeyeceğinden, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen “bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık” suçunu teşkil ettiği gözetilmeden yazılı şekilde basit hırsızlıktan karar kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan Kanunun 326/son maddesi uyarınca tayin olunan cezalar yönünden sanığın kazanılmış haklarının SAKLI TUTULMASINA, 22.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.