Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/15080 E. 2014/17911 K. 03.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/15080
KARAR NO : 2014/17911
KARAR TARİHİ : 03.11.2014

Tebliğname No : 15 – 2013/56038
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/11/2012
NUMARASI : 2011/354 (E) ve 2012/344 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın iş yerini satışa çıkaran katılanların devralmak için talip olması üzerine 200.000 TL karşılığında iş yerinin devri konusunda anlaştıkları, anlaşma gereğince sanığın 155.000 TL’lik katılanlarında tanıdığı olan Bedirhan Esen adına çek keşide edip katılanlara verdiği, geri kalan 45.000 TL’yi de devirden sonra ödemeyi taahhüt ettiği, sanığın verdiği çek ile ilgili bankaya ödemeden men talimatı verdiği, çekin karşılıksız çıkması üzerine sanığın ödeme için süre talep edip 155.000 TL’lik çeki geri isteyip yeniden çek vereceğini söylediği, bunun üzerine katılanların çeki sanığa iade ettikleri ancak sanığın yeni çek vermediği gibi 45.000 TL parayı da katılanlara ödemediği olayda;
Sanık ve katılanlar arasında devir hususunda sözleşme konusu olan işyerinin bulunduğu AVM’nin bağlı olduğu C. Jestion AVM Yöneticiliği Ltd. Şirketinde yönetici olarak görev yapan işyeri kiralama sorumlusu olan Bertan Beyazıd Battal’ın beyanında, suça konu işyerinin kendilerinin izni olmaksızın bir başkasına alt kiracı olarak devredilmesinin söz konusu olmadığını, kiracıların işyerlerini başkalarına devredemeyeceklerini, söz konusu işyerinin katılanların boşaltmasından sonra tanık K.. K..’a kiralandığını beyan ettiği ve tanık K.. K..’un da bu beyanı doğruladığı, her ne kadar sanık inkâr etse de suça konu çekin iptal için bankaya ibraz edildiği, sanığın katılanlarla yaptığı anlaşma uyarınca işyerinin sanığa devredilmemesi nedeniyle menfaat temininden de bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, olayda dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraatı yerine menfaatin ne şekilde temin edildiği ve çekin verildiği ilk anda dolandırıcılık kastının ne şekilde oluştuğu tartışılmadan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03/11/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.