Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18381 E. 2014/4198 K. 06.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18381
KARAR NO : 2014/4198
KARAR TARİHİ : 06.03.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/220439
MAHKEMESİ : Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 09/02/2010
NUMARASI : 2009/267 (E) ve 2010/31 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi ,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yaşın küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk, uyuşturucu etkisinde bulunma veya bunlara benzer durumlarda bulunma dolayısıyla, fiil ve hareketlerin saikini ve sonuçlarını doğru olarak algılayamayan kişilerin dolandırılması, TCK’nın 158/1-c bendiyle ağırlaştırıcı neden kabul edilmiştir.
Algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle kişilerin aldatılması daha kolaydır. Algılama, duyu organları aracılığıyla, olay, nesne ve ilişkileri birbirinden ayırt etme demektir. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk, uyuşturucu etkisinde bulunma ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olan kişilerin aldatılması suçun konusudur.
Mağdurda zayıf da olsa bir irade, zayıflamış bilinç var olmalıdır. Akla uygun davranma demek, belli bir olay karşısında normal insanlardan çoğunun izleyeceği davranışa uygun hareket etmek demektir. Hâkim, somut olayın mahiyetini, kişinin içerisinde yaşadığı sosyal çevreyi, gelişme derecesini, muhakeme ve fikrî becerisini göz önünde tutarak değerlendirme yapacaktır.
Algılama yeteneğinin çok zayıf olması veya hiç olmaması halinde, aldatılması gereken bir irade söz konusu olmayacağından dolandırıcılık suçundan bahsedilemeyeceğinden hırsızlık suçu söz konusu olacaktır. Ceza sorumluluğu olmayan 12 yaşını bitirmemiş çocukların ve tam akıl hastalarının yaptıkları hareketlerin anlam ve sonuçlarını bilemeyeceklerinden aldatılmalarından ve dolandırılmalarından bahsedilemez. 12 yaşını tamamlayıp 15 yaşını tamamlamayan çocukların algılama yeteneklerinin bulunup bulunmadığı araştırılarak, bulunmaması halinde eylem, hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Fail, bilerek mağdura uyuşturucu madde vererek veya sarhoş ederek onun algılama yeteneğini azaltmış ise ve oluşturulan bu zayıflık anında mal alınmışa eylem, TCK’nın 148/3. maddesi kapsamında mefruz cebir kapsamında değerlendirileceğinden yağma suçunu oluşturacaktır.
Satış tarihi itibariyle rayiç değeri 40.000 TL şeklinde tespit edilen Çanakkale-Merkez-Kepez beldesi .. parselde kain arsanın büyük hissedarı 1928 doğumlu katılan ile görüşen, karıkoca olan sanıkların, katılanın oğlu tanık İbrahim’in de bulunduğu ortamda 30.000 TL’ye payın satışı hususunda mutabakata vardıkları, belediyeye varolan vergi borcunun sanıklarca ödenmesi, kalan miktarın da nakden-peşin olarak katılana verilmesi konusunda sözleştikleri, sanıklarca anılan borçlar ödenip sair evrak da ikmal edildikten sonra katılanın yalnız olduğu bir zaman diliminde tapu memuru Y.. K.. olduğu halde eve geldikleri ve katılana “…. vergi borçlarını ödedik paran elimizdeki çanta içinde, işlemi gerçekleştirelim paranı verelim..” demelerine, onun da bu söze inanıp 12/08/2008 tarihli “…. 22.000 TL’den ibaret (belediye rayiç değeri) satış bedelini nakden-peşin aldığı ikrarını içerir…” resmi senedi imzalamasına rağmen para ödemeden oradan ayrılıp, kalan işlemleri de Tapu dairesinde ikmal ederek tescili sanık Sinan adına gerçekleştirmeleri eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Suç tarihi itibariyle hisse değeri 40.000 TL eden katılana ait taşınmazı, yukarıda ileri sürülen biçimde kamu kurum ve kuruluşu olan tapu idaresini araç kılarak satın alan (sanık Sinem adına) sanıkların eylemlerinin TCK’nın 158/1-d. maddesinde tanımlanan ”nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu dosya kapsamı itibariyle subüt bulduğu halde “mahkumiyetleri” yerine “beraatlerine” hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.