YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15589
KARAR NO : 2014/2512
KARAR TARİHİ : 12.02.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/137058
MAHKEMESİ : Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 23/12/2009
NUMARASI : 2009/155 (E) ve 2009/409 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Cumhuriyet savcısının temyizinin dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir.Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de,Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri,aynı yasanın Madde 124 de
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55- Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır.Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır.Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir.Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Somut olayda;
A.. M..ne yapılan ihbar üzerine tacir olan sanık İ.. K..’a ait depoda, yapılan denetimde, zümrüt markalı, rivirea zeytin yağları olduğu belirtilen tenekelerden alınan numuneler, üzerinde İzmir İl Kontrol Laboratuvarınca yapılan analiz sonucunda numunelerin zeytin yağı ve prina yağı tipine uygun olmadığının belirtildiği, sanık İ.. K..’ın yağ ticareti yapan sanık E.. A..’dan satın aldığına ilişkin fatura sunduğu, denetime konu yağlardan Zümrüt markası yazılı olan 16 ve 5 kg’lık ambalajların bir bölümünde Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının 13/06/2004 tarih, Y09-0080-G0001 sayılı izni ile üretildiği ancak, bir bölümünde ise, gerçek dışı bir adresin ve yine gerçeğe aykırı olarak Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının üretim izninin yazıldığı, 04/09/2007 tarihinde Erzurum ili Tarım Müdürlüğünce yapılan denetiminde Selçuk İzmir yazılı ambalajlar içerisinde yağın analiz sonuçlarında Türk gıda kodeksine uygun olmadığının tespit edildiği, sanık İ.. K..’a ait depoda, zümrüt markası ile yağların izin ve adres bilgilerinin tümüyle sahte olduğu, yağların asitlerinin Türk gıda kodeksine uymadığının belirlendiği, sanıkların mevcut ambalajlarla içerisine diğer yağların karıştırılması yasak olan bitkisel yağlar karıştırılmak sureti ile elde ettikleri yağları, sahte ambalajlar ile zeytin yağı olarak piyasaya satışa sundukları belirtilen olayda,
Sanık İ.. K..’ın üzerinde tespit yapılan suça konu yağları fatura karşılığı diğer sanıktan aldığını belirtmesi, E.. A..’ın ise suça konu yağların faturada belirtilen yağlar olmadığını savunması karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkartılması açısından suça konu yağların faturada belirtilen yağlar olup olmadığı bilirkişi marifetiyle tespit edilip, sanıkların tacir olup olmadıklarıda araştırıldıktan sonra elde edilecek sonuca göre sanıkların hukuki durumunun tayini gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraatlarına karar verilmesi
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.