YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7282
KARAR NO : 2014/925
KARAR TARİHİ : 22.01.2014
Tebliğname No : 15 – 2011/334468
MAHKEMESİ : Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 28/03/2011
NUMARASI : 2010/387 (E) ve 2011/123 (K)
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Kayseri Barosu avukatlarından olan sanığın Yahyalı Noterliği’nce düzenlenen 18/04/2007 gün ve 1101 yevmiye sayılı vekâletname ile katılanın vekilliğini üstlendiği, katılanın alacaklı, Y.. T..’nun borçlu olduğu, 27/06/2007 tanzim, 10/07/2007 vade tarihli, 15.000 TL meblağlı senede karşılık, alacaklı katılan vekili sıfatıyla 09/07/2007 tarihinde 3.300 TL, 16/07/2007 tarihinde 6.500 TL, 13/08/2007 tarihinde 5.000 TL’yi borçlu Y.. T..’ndan haricen tahsil etmesine rağmen katılana vermeyerek uhdesinde tutması şeklinde gerçekleşen somut olayda; sanığın eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde görevi ihmal suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre;
a-İddianamede talep edilmediği halde, 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 257/2. maddesinin uygulanması,
b-Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230 maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’nın 308/7. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, avukat olan sanığın katılanın vekilliğini üstlendiği ve katılanın borçlusundan vekili sıfatı ile çeşitli tarihlerde tahsil etmiş olduğu parayı katılana vermeyerek uhdesinde tuttuğu şeklindeki eylemleri nedeniyle hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmasına karşın, hükmün gerekçesinde dosya kapsamı ile ilgisi olmayan ve iddianamede dava konusu yapılmayan sanık avukatın müvekkili adına işe iade ve alacak davalarını açması gerekirken bunu yapmaması nedeni ile hüküm kurulduğu anlatılıp iddianame ve dosya kapsamı ile çelişki oluşturacak şekilde bu anlatıma uygun şekilde görevi ihmal suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.