YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10622
KARAR NO : 2014/4340
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/60108
MAHKEMESİ : Keşan Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 07/05/2009
NUMARASI : 2008/297 (E) ve 2009/216 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın şikayetçiye ait telefon bayisine gelerek Nokia N70 marka cep telefonuna bakmak istediği, daha sonra Nokia N 70 marka cep telefonunun maketi ile değiştirip hakiki telefonu alarak dükkandan uzaklaştığı, şikayetçinin bir süre sonra telefona baktığında cep telefonu maketi ile değiştirdiğini anladığını olayda,
Sanığın suça konu telefonu, M.. Y..’dan satın aldığını savunması, hakkında beraat kararı verilen M.. Y..’ın soruşturma aşamasında alınan beyanında telefon ve adres bilgilerini de vererek telefonu sanık Emrah’a sattığını beyan etmesi, sanık ile şikayetçinin yüzleştirildiği veya fotoğraf teşhisi yaptırıldığına dair bir tutanağın dosya kapsamında bulunmaması, şikayetçinin soruşturma aşamasında isim vermemesine ve sanıkları tanımadığını beyan etmesine karşın kovuşturma aşamasında telefonu Emrah’ın aldığı yönünde beyanda bulunması karşısında, telefonu alan kişinin sanık olup olmadığının tespiti için sanık ve şikayetçinin yüzleştirilmesi ve M.. Y..’ın da beyanları dikkate alınarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/03/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.