YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5982
KARAR NO : 2014/1050
KARAR TARİHİ : 23.01.2014
Tebliğname No : 6 – 2009/215378
MAHKEMESİ : Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 17/04/2009
NUMARASI : 2007/400 (E) ve 2009/227 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda ; sanığın olay tarihinde katılan Ali’yi telefonla arayarak kendisini Tırcı Osman diye tanıttıktan sonra, motosikletini almak istediğini söylediği ve pazarlıkta anlaştıkları, daha sonra katılanın yanına gelince, benim evin şu yakında parayı evden alıp geleyim diyerek motosikleti alarak oradan ayrılıp ortadan kaybolması şeklinde gerçekleştiği iddia edilen olayda, sanığın, kimlik bilgilerini kullandığı A. T.. adına kayıtlı telefondan katılanı araması, katılana karşı adını farklı söyleyip, gerçekte orada oturmadığı halde evim şu yakında diyerek hile ile motosikletin teslimine ikna ettikten sonra, alarak ortadan kaybolması eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve buna göre cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde hırsızlık kabulü ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca, ceza süresi itibariyle kazanılmış hak saklı kalmak üzere, BOZULMASINA, 23/01/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.