Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2407 E. 2014/17865 K. 03.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2407
KARAR NO : 2014/17865
KARAR TARİHİ : 03.11.2014

Tebliğname No : 11 – 2011/67926
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 14/09/2010
NUMARASI : 2009/139 (E) ve 2010/115 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık H.. Ç..’ın, eşi olan ve belinden rahatsızlanan sanık A.. Ç..’ı, M.. C..’a ait sağlık karnesini kullanmak suretiyle, Sultanbeyli Özel E.Hastanesinden girişini yaptırıp adı belirtilen hastanede ameliyat olmasını, tedavi giderlerinin de katılan kurum tarafından karşılanmasını sağlamak suretiyle haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda;
Sultanbeyli Kaymakamlığının 25.05.2010 tarihli yazısına göre; sanık A.. Ç..’ın geliri bulunmadığından muhtaç olduğu, başvurması halinde yeşil kart almaya hakkı bulunduğunun belirtildiği, bu kapsamda sosyal güvence hakkında sahip olduğu, zaten ücretsiz olarak tedavi olabileceği, dolayısıyla dolandırıcılık suçunun kanunda tanımlanan haksız kazanç elde etme unsurunun oluşmadığından Sosyal Güvenlik Kurumunun herhangi bir zararının sözkonusu olmayacağı, bu nedenle suçun unsurlarının oluşmayacağının anlaşılması karşısında; sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, delillerin takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde mahkümiyetlerine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.