YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/512
KARAR NO : 2014/14894
KARAR TARİHİ : 17.09.2014
Tebliğname No : 11 – 2011/5833
MAHKEMESİ : İzmir(Kapatılan) 5. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 04/05/2010
NUMARASI : 2008/1956 (E) ve 2010/719 (K)
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Sanığın, komşusu ve uzaktan akrabası olan katılandan bir görüşme yapmak üzere cep telefonunu istediği, katılanın cep telefonu vermesi üzerine cep telefonuyla konuşuyormuş gibi davranarak uzaklaşıp ortadan kaybolduğu olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.06.2012 tarih ve 2011/15-440 Esas- 2012/229 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, başlangıçtan itibaren hırsızlık kastıyla hareket ettiği anlaşılan sanık ile katılan arasında yasa koyucu tarafından güveni kötüye kullanma suçunun oluşması amacıyla aranan nitelikte, zilyetliğin devrine ilişkin, tarafların aldatılmamış özgür iradeleriyle kurulan ve hukuken geçerli olan bir sözleşme, dolayısıyla hukuksal anlamda geçerli bir zilyetlik devrinin bulunduğundan ve sözleşme sonucu meydana gelmiş olan güvenden söz edilemeyeceğinden, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1.maddesinde öngörülen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de,
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi gereğince ceza miktarı açısından kazanılmış hakların saklı tutulmasına 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.