YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15659
KARAR NO : 2014/7837
KARAR TARİHİ : 22.04.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/136893
MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 13/05/2009
NUMARASI : 2008/537 (E) ve 2009/780 (K)
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılanın evine bırakılmak üzere sanığa teslim ettiği araç ve içindeki malzemenin, sanık tarafından katılan ile hukuki anlaşmazlığı bulunan C.. Z..’e teslim ederek güveni kötüye kullandığı iddia olunan olayda;
1-Suça konu aracın finansal kiralama sözleşmesiyle katılan tarafından kullanılması, katılan ve aracın teslim edildiği iddia olunan C.. Z..’in şirket ortağı olmaları, 34 TJ 3229 plakalı suça konu aracın katılanın şikayeti üzerine 26.05.2008 tarihinde bulunması üzerine, aracın 21.03.2008 tarihinde Yapı Kredi Finansal Kiralama Anonim Ortaklığı tarafından Hesapçıoğlu şirketine satılmış olduğunun belirlenerek bu şirket avukatına teslim edildiğinin dosya içerisindeki evraklardan anlaşılması, katılanın ise 13.04.2008 tarihinde aracın kendisinde olduğunu ve aracın tüm borcunu ödediğinden Yapı Kredi Finansal Kiralama Anonim Ortaklığı tarafından kendisine devrinin yapılacağını belirtmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tesbiti bakımından, Yapı Kredi Finansal Kiralama Anonim Ortaklığından sorularak, suça konu aracın ne şekilde kiralandığı ve sözleşmenin kimin adına olduğu 13.04.2008 tarihinde aracın kimin mülkiyetinde ve kimin zilyetliğinde bulunduğunun tespit edilmesi, katılandan da suça konu aracın ne şekilde kendisine ait olduğunun açıklattırılması, ayrıca sanığın savunmasında aracı teslim ettiğini savunduğu A.. E..’nun konu hakkında bilgisine başvurulması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun taktir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108-152 sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 120 gün olarak tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesine aykırı davranılması,
3-TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.