YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15883
KARAR NO : 2014/7612
KARAR TARİHİ : 21.04.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/33332
MAHKEMESİ : Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/09/2009
NUMARASI : 2008/581 (E) ve 2009/561 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Katılan Ergo İsviçre Sigorta Şirketi ile sanığın yetkilisi olduğu acente arasında acentelik sözleşmesinin düzenlendiği, sanığın, katılan Sigorta şirketi adına faaliyet alanına giren bölgede, sigorta poliçelerini katılan şirket nam ve hesabına akdetmek ve tahsil ettiği primleri, komisyon ve ilgili vergiler düşüldükten sonra katılan şirkete iade etmesi gerekirken tahsil ettiği sigorta primlerini şirkete iade etmeyip uhdesine bulundurmak suretiyle üzerine atılı olan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, katılan Ergo İsviçre Sigorta şirketi adına faaliyet alanına giren bölgede, sigorta poliçelerini katılan şirket nam ve hesabına akdetmek ve tahsil ettiği primleri katılan şirkete iade etmesi gerekirken, görevinin gereklerine aykırı hareket ederek tahsil ettiği sigorta primlerini şirkete iade etmeyip uhdesine bulundurması şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
1- Sanığın ve müdafiinin aşamalarda verdikleri ifadeleri ile dosya içeriğindeki belge ve bilgilere göre; borcun bir kısmının ödenerek katılanın zararının kısmen karşılandığının anlaşılması karşısında; katılan şirket temsilcisinin söz konusu zararlarının ne kadarlık kısmının sanık tarafından karşılandığı ve kısmi ödemelere rızasının bulunup bulunmadığı hususunun sorulmasından sonra sonucuna göre; 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinde düzenlenen “etkin pişmanlık” hükümlerinin sanık açısından uygulanabilirlik koşullarının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Adli sicil kaydına göre sabıkasız olan ve yargılama aşamasında 02.12.2008 tarihli ikinci duruşmada hazır bulunarak savunmasını yaptığı, sonraki duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirerek yargılama sürecini takip ettiği anlaşılan sanık hakkında, kişilik özellikleri, fiilden sonraki ve duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurulmadan, verilecek cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar yönünden herhangi bir kanaat ortaya konulmadan, duruşmalara katılmadığı şeklinde yasal ve yeterli olmayan gerekçe gösterilerek takdiri indirimin uygulanmaması,
3- 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin 1. fıkrasının c) bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53. madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.