YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18749
KARAR NO : 2014/11422
KARAR TARİHİ : 09.06.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/214349
MAHKEMESİ : Alaca Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/02/2010
NUMARASI : 2009/104 (E) ve 2010/28 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların bohçacı olup seyyar satıcılık işi ile uğraştıkları, 09/04/2009 tarihinde birlikte Alaca İlçesine gelip ev ev dolaşmaya başladıkları, bu sırada mahallede bulunan kadınlarla konuştukları ve çevredeki insanlar hakkında bilgi topladıkları, bu şekilde birkaç kişi ile konuştuktan sonra tanık Şengül’ün evinin bahçesine geldikleri, burada sanık Nazlı’nın tanığa bohçacılık yaptıklarını ve eşya satmak istediklerini söylediği, tanığın parası olmadığını söyleyerek teklifi reddettiği, bu sırada sanık Nazlı’nın sürekli olarak büyüden ve muskadan konuşmaya başladığı, çevreden topladığı bilgilerle tanığa iki çocuğunun olduğunu ve isimlerinin Yahya ve Yasin olduğunu söylediği, sanığın konuşmasından etkilenen Şengül’ün komşusu müşteki Gülden’i çağırdığı, bunun üzerine sanıkların Gülden ile ilgilenmeye başladığı, sanık Nazlı’nın bu kez de müştekiye “senin evinde büyü var, başında ağrı var, ben bunları çözerim” dediği, bunun üzerine sanıkların ve müştekinin müştekiye ait eve gittikleri, sanık Nazlı’nın Şengül’ü eve almayıp abdest alıp öyle gelmesini istediği, Şengül’ün de abdest aldıktan sonra evin içine girmeyip evin balkonundan içeride olanları takip ettiği, sanık Nazlı’nın, daha önce edindiği bilgilerle, konuşmalar sırasında müştekinin eşinin adının Sinan olduğunu, yurt dışına gidip geldiğini, gelirken altın ve para getirdiğini söylediği, sanığın daha sonra müştekiden bez ve yumurta istediği, müştekinin de bunları getirdiği, sanığın daha sonra yumurtayı beze sardığı ve tanık Şengül’den yumurtayı kırmasını istediği ve yumurtanın içerisinden kırmızı bir kurdele çıkması durumunda evde büyü ve muskanın olduğunu söylediği, bunun üzerine Şengül’ün bez içerisinde sarılı yumurtayı kırdığı, daha sonra sanığın bezi açtığı ve bez içerisindeki yumurtanın içerisinden küçük kırmızı bağlı bir kurdelenin çıktığı, bunun üzerine sanığın müştekiye evde muska olduğunu söylediği, müştekiden eşinin getirdiği eşyaları istediği, bunun üzerine müştekinin kendisine ait iki adet yüzüğü, bir adet kolyeyi, bir adet künyeyi, 100 TL parayı, eşine ait kurusıkı tabancayı getirdiği, sanığın ayrıca müştekiye ve eşine ait elbiseleri isteyerek bunlara okuyacağını söylediği, müştekinin istenilen elbiseleri de getirerek sanığa verdiği sanığın bunlara okuyup bir yazmanın içine sardığı, daha sonra da silahı, parayı ve ziynet eşyalarını da başka bir yazmaya sararak elbiselerin arasına koyduğu, daha sonra sanığın müştekiye kapının anahtarını getirip evi kilitlemesini söylediği, müştekinin de yatak odasına gidip evin dış kapısının anahtarını getirdiği, daha sonra müştekinin sanıklarla birlikte evden çıktığı ve evi kilitlediği, sanıkların daha sonra tanık Şengül’e “ sen burada 40 tane taş topla diyerek” onu orada bıraktıkları, müştekinin bir süre daha sanıklarla beraber yürüdüğü, daha sonra sanıkların müştekiye de taş toplamasını söyledikleri, bir süre sonra sanıkların telefonla birileriyle konuşmaya başladıkları, kısa bir süre sonra bir aracın sanıkların yanına geldiği ve sanıkların bu araca binerek hızlı bir şekilde olay yerinden uzaklaştığı, bunun üzerine müştekinin dolandırıldığını anlayarak koşarak evine gittiği ve evde sanıklara verdiği eşyaların olmadığını anladıkları, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia ve kabul olunması karşısında, eylemin temas ettiği, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen “Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde, hüküm kurulması
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 09.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.