YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10490
KARAR NO : 2014/4527
KARAR TARİHİ : 12.03.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/42561
MAHKEMESİ : İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 09/02/2009
NUMARASI : 2007/54 (E) ve 2009/12 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanığın, E..’de oto galericilik yapan mağdur M.. G..’ten hırsızlık yapmak suretiyle elde ettiği trafikte mağdur M.. Ş.. adına kayıtlı bulunan otomobili K..’ya getirdiği, K.. açık oto pazarında satışa sunduğu otomobili görüp beğenen katılan A.. Ş..’ın otomobile alıcı olduğu ve 6200 TL ödeyip satın aldığı, sanığın otomobilin kayden maliki görünen M.. Ş.. adına düzenlenmesini sağladığı sahte sürücü belgesi ile anılan otomobili 17/04/2006 tarihinde Bornova 5.Noterliğinde katılan adına satış yetkisi veren vekaletname düzenleterek sattığı ve aldığı para ile birlikte ortadan kaybolduğu olayda, mahkemece suçta kullanılan sürücü belgesinin ele geçmemesi nedeniyle üzerinde sahtecilik incelemesi yapılamadığından sanığın eyleminin özel belgede sahtecilik suçu olarak nitelendirildiği, noterin kamu kurumu olmaması gerekçesine binaen de sanığın bu yöndeki eylemi 5237 sayılı TCK’nın 157. Maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu teşkil ettiği kabulü ile sanığın tecziyesi cihetine gidilmiş ise de; sanığın ele geçmeyen sürücü belgesini de kullanarak noterde sahte içerikli olup resmi belgelerden sayılan vekaletname düzenlenmesini sağlamış olması karşısında eyleminin 537 sayılı TCK’nın 204/1. maddesinde düzenlenen “resmi belgede sahtecilik” suçunu teşkil ettiği; sanığın katılana yönelik aldatıcı hareketleri bakımından ise her ne kadar Dairemiz uygulamalarında da noterlik makamı kamu kurumu sayılmasa da, sanığın Emniyet Genel Müdürlüğünün maddi varlığı sayılan sürücü belgesini kullanmak suretiyle atılı suçu işlenmiş olması karşısında, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde öngörülen “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasıflandırmasında hataya düşülerek yazılı şekilde sanığın “basit dolandırıcılık” ve “özel belgede sahtecilik” suçlarından cezalandırılması yoluna gidilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan yasanın 326/son maddesi uyarınca tayin olunan cezalar yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.