Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15835 E. 2014/7545 K. 21.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15835
KARAR NO : 2014/7545
KARAR TARİHİ : 21.04.2014

Tebliğname No : 6 – 2010/208658
MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 31/12/2009
NUMARASI : 2008/170 (E) ve 2009/1605 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, bir alışveriş merkezinde bulunan Jumbo mağazasına müşteri olarak giderek kendisini, işyerinin patronu olan Ö. P.’ın arkadaşı Doktor M. E. olarak tanıttığı ve Ö. P. ile görüşmek istediğini beyan ettiği, mağazadan sorumlu olan müştekinin, kendi telefonuyla işyeri sahibini aradığı ve telefonu sanığa verdiği, sanığın, samimi bir şekilde telefonda konuştuktan sonra, telefonu müştekiye iade ettiği, işyeri sahibinin, müştekiye, bu kişiyi tanımadığını, para almadan mal vermemelerini istediği, daha sonra sanığın, iki takım çatal bıçak setini alıp eşine göstereceğini, eşinin beğendiği takımı alıp diğerini iade edeceğini, parayı da o zaman vereceğini söylediği, müştekinin de, ödeme yapılmadan mağaza dışına ürün verilmeyeceğini belirttiği, müştekinin yanına başka bir müşteri geldiği sırada, sanığın, o müşteriyle ilgilenmesini, kendisinin bekleyebileceğini söylediği, müştekinin, sanığı, işyeri çalışanı olan tanık Tolga’nın yanına yönlendirdiği, tanık Tolga’nın alınan malzemeleri paket yapmaya başladığı ve eksik olan paket malzemesini almak üzere yan taraftaki mağazaya gittiği, döndüğünde, sanığın, kendisinin müştekiyle görüştüğünü beyan ederek ödeme yapmadan işyerinden ayrıldığı, durumun sonradan anlaşıldığı, araştırmalara rağmen sanığın yakalanamadığı, daha sonra yakalandığında müşteki ve tanık tarafından teşhis edildiği, böylece sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Dolandırıcılık suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken, sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin irade serbestisinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl edildiği vurgulanmıştır. Somut olayda, sanığın baştan itibaren hileli hareketler sergileyerek müşteki ve tanığı kandırmak suretiyle iradelerini fesada uğratıp haksız menfaat temin ettiği dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle nitelikli hırsızlık suçundan hüküm kurmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.