Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15842 E. 2014/7544 K. 21.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15842
KARAR NO : 2014/7544
KARAR TARİHİ : 21.04.2014

Tebliğname No : 4 – 2010/226164
MAHKEMESİ : Akşehir Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 01/04/2010
NUMARASI : 2009/1005 (E) ve 2010/193 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılanın, amcasının kızı olan A.. A..’ın çocukları Mehmet ve Ç.. A..’ı turist olarak kendisinin de yaşadığı Fransa’ya götürmek istediği, kendisinin izin süresinin dolması ve prosedürü bilmemesi nedeniyle, daha önce tanımadığı ve bu işlere aracılık yaptığını öğrendiği sanıkla görüştüğü, sanığın on beş gün içinde bu işi halledebileceğini söyleyerek Çiğdem ve Mehmet’e ait pasaportları katılandan teslim aldığı, ayrıca yapılacak masraflar için katılandan önce 5.000 TL para aldığı, daha sonra yine masraf yaptığını belirterek para istediği, katılanın banka aracılığı ile 5.000 Euro karşılığı olarak 10.600 TL parayı sanığa gönderdiği, sanığın bu parayı da çektikten bir süre sonra yine para istediği, katılanın son kez 5.000 Euro daha gönderdiği, uzunca bir süre beklemesine rağmen sanığın işlemleri halletmediği gibi katılanın telefonlarına çıkmadığı ve ortadan kaybolduğu, bu şekilde katılanın kendisine verdiği pasaport ve parayı iade etmeyerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Dolandırıcılık suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken, sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin irade serbestisinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl edildiği vurgulanmıştır.
Somut olayda, sanığın, baştan itibaren hileli hareketlerle katılanı kandırıp iradesini fesada uğratmak suretiyle katılan aleyhine haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157/1 ve 43. maddeleri kapsamında zincirleme dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle güveni kötüye kullanmak suçundan hüküm kurularak eksik ceza tayini,
2-Kabule göre de; sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayini,
3-Sanık hakkında belirlenen hapis cezası, adli para cezasına çevrilirken uygulama maddesi olarak TCK’nınn 52/2.maddesinin gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nın 223/6.maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.