YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15690
KARAR NO : 2014/7716
KARAR TARİHİ : 21.04.2014
Tebliğname No : 11 – 2011/87968
MAHKEMESİ : Hassa Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 14/10/2010
NUMARASI : 2010/40 (E) ve 2010/162 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan Nedim’in araba aradığını öğrenen sanık Abidin’in, katılanla irtibata geçerek kendisinde bir araba olduğunu ve anlaşabileceklerini söylediği ve kendisinde bulunan 2000 model Renault marka 46 HY 614 plakalı aracı gösterdiği, katılanın aracı beğendiği ve 8.000 TL’ye satın almak için sanıkla anlaştığı, katılanın 4.500 TL’yi peşin olarak elden sanığa verdiği, kalan 3.500 TL için ise senet verilmesi hususunda anlaşma sağlandığı, bu şekilde katılanın 4.500 TL’sini alan sanığın, aracın devir işlemlerini yapacağını belirterek araç ve paralar ile birlikte katılanın yanından ayrıldığı ve sonrasında ortadan kaybolduğu sabit olmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 26.02.2010 tarih, 2010/734 E., 2010/2089 K. sayılı bozma ilamından önce verilen ve sadece sanık tarafından temyiz edilen Hassa Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.06.2007 tarih, 2007/11 E., 2007/91 K. sayılı hükümde, sanık hakkındaki kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince adli para cezasına çevrildiği halde bozma sonrası yapılan yargılamada sanık hakkında verilen kısa süreli hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, ancak bozma öncesindeki kararda sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak hakkında hükmolunan hapis cezasının para cezasına çevrilmesi, bozma ilamından sonra ise sanığın, hakkında lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep etmesi karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.06.2013 tarih ve 2012/12-1526 E, 2013/286 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere mahkemece cezanın bireyselleştirilmesi aşamasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden ertelenmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.