YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/723
KARAR NO : 2014/14637
KARAR TARİHİ : 15.09.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/345902
MAHKEMESİ : Salihli 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 27/07/2010
NUMARASI : 2009/84 (E) ve 2010/469 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın kendisine uygun bir bayan bulması için sanıklardan Tahir’i telefonla aradığı, konuşma sırasında sanık Tahir’in katılanı Uşak iline çağırdığı, bir süre sonra katılanın buraya gittiği, katılanın evlenmek amacıyla bayan aradığını öğrenen sanıkların onu evlenmek vaadiyle dolandırmaya karar verdikleri, bu karar çerçevesinde Uşak’a giden katılanın sanıklardan Tahir tarafından karşılandığı, sanığın katılanı diğer sanıklar Ayşe ve Mücevher’in birlikte oturdukları eve götürdüğü, burada katılanın sanıklardan Mücevher ile görüşüp konuştuğu, onunla evlenmeye karar verdiği, sanığın da katılan ile evlenmeyi kabul etmiş göründüğü, evleneceğini düşünen katılanın sanığa ait 600 TL kira borcunu ödediği, daha sonra katılan ile sanık Mücevher’in Salihli ilçe merkezine gittikleri, burada da katılanın bu sanığa toplam 4.858,66 TL’lik altın ve ziynet eşyası satın alıp evlilik hediyesi olarak verdiği, sanığın katılan ile ona ait Salihli ilçesi Beylikli köyünde 5 gün kaldıktan sonra katılanın bulunmadığı bir zamanda köyü terk ettiğinin iddia edildiği olayda;
Sanıklar haklarında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a)M.. Y..’ın aşamalardaki tüm beyanlarında katılanla evlenme niyetinde olduklarını, ancak oğlunun rahatsızlanması üzerine katılanın kendisini götürmemesi nedeniyle gitmek zorunda kaldığını beyan etmesi, diğer sanıkların ise savunmalarında, Mücevher’in evlenme amacıyla gittiğini, evlenmekten vazgeçtiğini daha sonradan duyduklarını belirterek suçlamaları kabul etmemeleri, resmiyet kazanmamış olsa da beş gün kadar aynı evde karı-koca gibi birlikte yaşamaları, sanık Mücevher’e alınıp verilen ziynet ve diğer eşyaların harici evlilik hediyesi kapsamında olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanıkların baştan beri dolandırıcılık kastıyla hareket edip haksız menfaat temin ettiklerine dair mahkûmiyetlerine yeterli delilin bulunmaması, Mücevher’in aynı evde birkaç gün kaldıktan sonra katılanın evinden ayrılarak gitmesinin suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair tek başına yeterli delil oluşturmayacağının anlaşılması ve bu kabul dışında olaya karıştıklarına yönelik delil bulunmaması karşısında karşısında, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanıklar Tahir ve Ayşe’nin beraatlarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetlerine verilmesi,
b)Sanık M.. Y..’ın hüküm tarihinden sonra 19.03.2013 tarihinde öldüğünün UYAP ortamındaki MERNİS’ten temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık M.. Y.. müdafi ile sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.