YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9388
KARAR NO : 2014/2784
KARAR TARİHİ : 17.02.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/53872
MAHKEMESİ : Patnos Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/05/2009
NUMARASI : 2008/445 (E) ve 2009/286 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
E..S…Anonim Şirketine ait olan ve ticari alışverişe konu olan unların, Ardahan iline nakledilmesi amacıyla ….. plakalı araca yüklenerek sanıklara teslim edildiği, sanıkların sevk ve idarelerinde bulunan araçta yüklü bulunan unları ilgili yere götürmeyerek dosya kapsamında yargılanan ancak beraat eden diğer sanık V.. A..’a piyasa değerinin altında satmak suretiyle üzerlerine atılı olan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanıkların ikrar içeren savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, olay tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre; katılan firmaya ait olan ve ticari alışverişe konu olan malların, Ardahan iline nakledilmesi amacıyla …… plakalı araca yüklenerek sanıklara teslim edildiği, ancak sanıkların söz konusu malları teslim amacı dışından uhdelerinde bulundurarak piyasa değerinin altında bir başka kişiye satmaları şeklinde gerçekleştirdikleri sabit görülen eylemlerinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafii ile sanık S.. Ö..’in yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar arasında menfaat çatışması olduğu gözetilerek 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 38/1-b ve CMK’nın 152.maddeleri uyarınca ayrı müdafiiler atanması gerekirken, müdafiileri aynı kişi olan sanıklar hakkında yargılama yapılarak karar verilmek suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
Kabule göre de;
Şikayetçinin, 25.09.2008 tarihli talimat duruşmasında alınan ifadesinde; “…zararım giderilmiştir…”; şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında; şikayetçinin suçtan doğan zararının sanıklar tarafından giderilip giderilmediği, giderilmesi halinde ne zaman giderildiğinin araştırılarak, 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen “etkin pişmanlık” hükümlerinin sanıklar açısından uygulanabilirlik koşullarının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ile sanık S.. Ö..’in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.