YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9291
KARAR NO : 2014/2805
KARAR TARİHİ : 17.02.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/25833
MAHKEMESİ : Kemalpaşa Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 07/04/2009
NUMARASI : 2008/407 (E) ve 2009/279 (K)
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
T..M.. G..Turizm Pazarlama Dağıtım Ticaret Limited şirketinde dondurma pazarlaması yapan sanığın, görevi sebebiyle Alaşehir, Kula, Selendi ve Sarıgöl ilçelerindeki müşterilerden tahsil ettiği toplam 2.332,50 TL parayı şirkete vermediği ve sanığın bu eylemini bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez zincirleme olarak gerçekleştirdiğinin iddia edildiği olayda; sanığın aşamalardaki savunmalarında, tahsil ettiği primleri şirkete teslim ettiğini, en son tahsil ettiği paranın 900,00 TL olduğunu, bunu da şirketten ayrılacağı zaman yetkililerin bilgisi ve izni dahilinde aldığını, hesaplaşmayı istediği halde, maaş ve primlerinin ödenmediğini, müfettişin çıkardığı hesaba göre, şirketten 5.000,00 TL alacağının olduğunu, borçlu olduğu 2.950,00 TL’yi posta havalesiyle gönderdiğini, kıdem tazminatı istediğinden iftiraya uğradığını ifade ederek suçlamayı kabul etmemesi, işten çıkarıldıktan sonra noter aracılığıyla göndermiş olduğu ihtarnamede, talep ettiği halde alacaklarının ödenmediğini, hesap ekstresinin kendisine verilmediğini, ana bayiinin ödeme yapmaması nedeniyle primlerinin verilmediğini belirtmesi nedeniyle maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeksizin ortaya çıkarılması bakımından, sanığın posta yoluyla para gönderdiğine dair alındı belgesinin temin edilerek, katılan şirkete ait muhasebe kayıtlarının getirtilmesi, ayrıca sanığın çalıştığı dönemlere ilişkin şirket girdi ve çıktılarına ait belgelerin dosya arasına konulması, bu dönemde sanığa ne kadar mal teslim edildiği, bunların kayıt altına alınıp alınmadığı, şirkette bilgisayar kayıtlarının bulunup bulunmadığı, satış sonucunda alınan paraların ne şekilde kayıtlara geçtiği, alınan ve satılan mallar için kesilen faturalar ile bütün bilgi ve belgelerin toplanmasından sonra, sanığa teslim edilen malların bedelleri ile karşılaştırma yapılarak ne kadar paranın sanığın uhdesinde kaldığının kesin olarak tespit edilmesi için uzman bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında; yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi