Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9289 E. 2014/2806 K. 17.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9289
KARAR NO : 2014/2806
KARAR TARİHİ : 17.02.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/24031
MAHKEMESİ : Isparta Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 23/07/2009
NUMARASI : 2009/11 (E) ve 2009/179 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikâyetçi H.. U..’nun, elma kasası satımı ile vermiş olduğu borç para sebebiyle sanık Osman’dan alacağının olduğu, sanığın 2007 yılı Ocak ayı içerisinde şikâyetçi H.. U..’ya olan borcuna mahsuben, Eğirdir ilçe merkezinde bulunan H.. N.. A..işletmecisi olan tanık S.. B..’a H.. U..’ya teslim etmesi için 8.000,00 TL bedelli, şikayetçinin ortağı olan E.. Ç.. emrine yazılı, borçlu hanesinde O.. Ç.. yazılı ve imzalı bono senedini bıraktığı, tanığın senedi şikayetçi H.. U..’ya verdiği, senedin arka kısmının E.. Ç.. tarafından ciro edilerek yeniden H.. U..’ya teslim edildiği, senet bedelinin zamanında ödenmemesi üzerine şikayetçi H.. U..’nun Eğirdir İcra Müdürlüğü’nün 2007/6 esas no’lu dosyası üzerinden O.. Ç.. aleyhine başlatılan icra takibi sırarısında sanığın, imzaların kendisine ait olmadığını belirtmesi üzerine senet üzerinde Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yaptırılan imza incelemesinde, senedin ön yüzündeki yazı ve imzanın O.. Ç..’e ait olmadığının tespit olunduğu, bu şekilde sanığın dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Şikâyetçinin aşamalardaki tüm beyanlarında, sanığa satmış olduğu elma kasası ile vermiş olduğu borç para karşılığında sanığın suça konu senedi düzenlediğini belirtmesi karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.03.1998 tarih ve 6/8-69 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, suça konu senedin, olay günü itibariyle yapılmış olan alışveriş sebebiyle değil, önceden doğmuş borç karşılığında verilmiş olmasından dolayı zarar veya borcun kandırıcı nitelikteki hareketler sonucunda doğmaması nedeniyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın dolandırıcılık suçundan beraatı yerine, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
2-Sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülemeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/250-13 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-c madde ve bendinde işaret olunan zarar kavramının, kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğu, manevi zararların bu kapsama dâhil edilmemesi gerektiği, zarar koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu, suça konu senedin sahte olarak düzenlenmesi şeklinde gerçekleşen eylemde; sahtecilik suçunun işlenmesi ile oluşmuş somut bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilmeden ve suç tarihi itibariyle adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının, ileride tekrar suç işlemeyeceği hususunda vicdani kanaat hasıl olduğundan ertelenmesine karar verildiği halde, zararın giderilmediğinden bahisle yetersiz gerekçeyle sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.