Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9292 E. 2014/2822 K. 17.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9292
KARAR NO : 2014/2822
KARAR TARİHİ : 17.02.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/25879
MAHKEMESİ : Akçaabat Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 08/10/2009
NUMARASI : 2009/77 (E) ve 2009/403 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık O.. M..’in, tesadüfen tanıştığı M..O..tarafından gönderilen 3 adet bileziğin tanesini 600,00-700,00 TL’den satarak bilezik başına 100,00 TL alıp geri kalan parayı bu kişiye gönderdiği, daha sonra aynı şahsın sanığa iki sahte bilezik daha gönderdiği, bu bilezikleri ise Akçaabat’ta bozdurmaya karar verdikleri, temyiz dışı F.. A..’un suça konu bilezikleri Tosun kuyumculukta bozdurduğu, daha sonra Eynesil’de yine sahte bilezik bozdurmaya çalışırken yakalandıkları, bu şekilde sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın başka suçtan yargılandığı mahkemede söyleme zorunluluğunun bulunmamasına rağmen, kendisine gönderilen iki bileziği Helvacı kuyumculukta bozdurduğunu bunların da sahte bilezik olmadıklarını söyleyerek suçlamaları kabul etmemesi, Helvacı kuyumculuğunun sahibi olan tanık C.. G..’in soruşturma aşamasındaki beyanlarında işyerinde sahte bilezik olayının gerçekleşmediğini söylemesi, mağdurun bileziği bir bayanın bozdurduğunu belirtmesine rağmen herhangi bir teşhis işleminin yaptırılmaması, şikayetçinin iddia ettiği bileziklerinin ele geçirilememesi yanı sıra, kolluk kuvvetlerince yapılan araştırma sırasında şikayetçinin suça konu olaydan bahsetmeksizin, kendisine iki erkek şahsın sahte bilezik getirdiğini söylemesi, ilçede sahte bilezik bozdurma olayının yoğun olması hususları gözetilerek, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer verilmeksizin ortaya çıkarılması bakımından suç tarihinden sonra öldüğü anlaşılan Fatma’nın, yaşadığı sırada çekilmiş teşhise elverişli fotoğraflarının kolluk kuvvetlerince temin edilmesi sağlanarak, teşhis işleminin yaptırılmasından sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.