YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15655
KARAR NO : 2014/4654
KARAR TARİHİ : 12.03.2014
Tebliğname No : 6 – 2011/225493
MAHKEMESİ : Gördes Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/02/2011
NUMARASI : 2009/87 (E) ve 2011/33 (K)
SUÇ : Nitelikli hırsızlık, mala zarar verme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça sürüklenen çocuk A.. A.. hakkında yalancı tanıklık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi bulunmadığının anlaşılması karşısında suça sürüklenen çocuklar S.. K.., H.. K.. ve A.. S.. hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
1-Suça sürüklenen çocuk Sezgin’in M.. Lisesi’nde öğrenci olduğu, olaydan yaklaşık bir ay kadar önce okul müdürünün odasına girip dolapta asılı bulunan okula ait bir anahtar tomarını aldığı, olay tarihinde diğer suça sürüklenen çocuklar H.. K.. ve A.. S.. ile birlikte okula geldikleri, suça sürüklenen çocuk Adil’in okul dışında kalarak gözcülük yaptığı, Sezgin ve Hüseyin’in okula girerek müdür odasının kapısını kırdıkları, daha sonra kantine inerek kantin camını kırdıktan sonra 10 TL civarında bozuk para ile 10-15 adet çikolata aldıkları, bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin hırsızlık ve mala zarar verme suçlarını oluşturduğunun iddia edildiği olayda, dinlenen tanık Akın’ın yargılama aşamasında değişen ve görgüye dayalı olmayan beyanları dısında suça sürüklenen çocukların suçu işlemediklerine dair savunmalarının aksine müsnet suçlardan mahkumiyetlerine yeter nitelikte, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden yasal olmayan gerekçe ile mahkumiyetlerine dair hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
a-5237 sayılı TCK’nın 142/1-a maddesi gereğince verilen 2 yıl hapis cezasından aynı kanunun 31/3 maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim uygulanıp sonuç olarak 1 yıl 4 ay hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak 1 yıl 6 hapis cezası belirlenip netice olarak 1 yıl 1 ay 10 gün yerine fazla ceza tayini,
b-5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi gereğince, suça sürüklenen çocuk için hükmedilen hapis cezası nedeniyle hakkında 5237 sayılı aynı Kanunun 53/1. maddesinde gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
c-Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan ve fiili işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış bulunan suça sürüklenen çocuklar hakkında hükmolunan hapis cezalarının, TCK’ nın 50. maddesinin 3. fıkrası gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar S.. K.. ve H.. K.. müdafileri, o yer Cumhuriyet savcısı ile üst Cumhuriyet savcısı’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK ‘nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, S.. K.. ve H.Cem Karaca yönünden oy çokluğu, A.. S.. yönünden oybirliğiyle 12.03.2014 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY:
Suça sürüklenen çocuklar hakkında yapılan kovuşturma ve yargılama sırasında dinlenen tanıklardan;
Tanık A.. A.. zabıtadaki beyanında; 10 B sınıfı öğrencisi olduğunu, suça sürüklenen çocuk S.. K.. ile birlikte ilçe merkezinde bulunan E.. internet kafede otururken Sezgin’in kendisine Cem ile işinin olduğunu söylemesi üzerine, “Cem ile ne işin var? Okulu siz mi soydunuz?” diye sorduğunda; Sezgin’in kimseye söylememesi hususunda kendisine yemin ettirdikten sonra okulu Cem ile birlikte nasıl soyduklarını ayrıntılı olarak anlattığını daha sonra Cem ile karşılaştığında ona da “okulu siz mi soydunuz?” diye sorduğunu, Cem’in kendisine “bunu sana Sezgin mi söyledi?” diye cevap verdiğini, kendisinin “evet sezgin söyledi” demesi üzerine Cem’in, okulu Sezgin ile birlikte soyduklarını ayrıntılı olarak kendisine anlattığını, bunun üzerine kendisinin de okulu “Cem ve Sezgin soymuş, Sezgin de okulun anahtarları ile atölyenin anahtarı var” yazılı bir notu gizlice okul müdürünün odasına koyarak ihbarda bulunduğunu, aynı gün akşamı kültür merkezi yanındaki parkta Cem’in sınıf arkadaşı olan Adil ile birlikte oturdukları sırada Cem’in yanlarına gelerek Adil’e hitaben “Polis bize hırsızlıkla ilgili sorular sordu. Adil sen de gözcülük yaptın, senide yakarım” dediğini,
Savcılıktaki beyanında da; Sezgin’in Cem ile birlikte okula girdiğini söylediğini, Cem’e sorduğunda onun da okula nasıl girdiklerini ayrıntılı olarak anlattığını,
Mahkemedeki beyanında ise; Bu konuda bir bilgisinin olmadığını Sezgin ve Cem’ e kızdığı için o şekilde ifade verdiğini,
Tanık V.. A..; müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, okullarında 01.03.2009 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiğini. 17.04.2009 tarihinde masasında “Okulu Cem ve Sezgin soymuş, Sezgin de okulun anahtarları, atölyenin anahtarı var” yazılı bir kağıt bulduğunu, o gün odasına A.. A.. isimli öğrencisinin girdiğini öğrenmesi üzerine onu odasına çağırdığını, Akın’ın önce Sezgin ve Cem hakkında bir bilgisi olmadığını iddia ederek inkar ettiğini, kendisinin de; not kağıdının ona ait olduğunu bildiğini söylemesi üzerine A.. A..’in kimse duymasın diye kapıyı kapatarak her şeyi kendisine anlattığını, öğrendiği bu bilgilerden sonra; çocuklar üzerinde bulunan anahtarları toplayarak kapılarda denediklerinde S.. K.. isimli öğrencinin üzerinden çıkan anahtarın atölyenin kapısını açtığını, Sezgin’in, kendisine “evde de okulun anahtarları var” demesi üzerine; ondan anahtarları getirmesini isteyerek okul müdürünü bilgilendirdiğini, Sezgin’in de evindeki anahtarları getirip okul müdürüne teslim ettiğini,
Aynı okulda öğrenci olan tanık M.. İ.. sanık sıfatı ile savcılıkta verdiği savunmasında; bir gün okulda Sezgin ile karşılaştığını, kendisine beklemesini söyleyip müdürün odasına gittiğini, dönüşte elinde anahtarların olduğunu, ona o anahtarları yerine koymasını söylediği halde o gün anahtarları geri vermediğini; fakat sonra ne yaptığını da bilmediğini, iki üç hafta kadar önce Sezgin ile konuştuğunda kendisinin “sende anahtar var sen mi girdin” diye ısrar ettiğinde kendisine itiraf ederek Cem ile birlikte okula girdiklerini kabul ettiğini,
Tanık sıfatı ile mahkemede verdiği ifadede ise; suça sürüklenen çocuklar ile aynı sınıfta olduğunu, sınıftaki bütün arkadaşların anahtarın Sezgin de olduğunu bilgini, sadece atölyedeki öğretmenler odasının anahtarları olduğunu bildiklerini, Sezgin’in “anahtarı kullanarak sınav sorularını alırız” dediğini, olay ortaya çıktıktan sonra Sezgin ile konuştuğunda kendisine “okula girmediğini” söylediğini, çelişki sebebi sorulunca da korktuğu için savcılıkta öyle ifade verdiğini, Şikayetçi M.. Y..; okul müdürü olarak görev yaptığını, olay günü odasının kapısının kırılarak içeriyi girilmiş olduğunu, içeride bulunan monitörün ve hoparlörün yere indirilmiş; ama sağlam olarak durduğunu, içerisinin karıştırılmış olduğunu, okulun arkasında bulunan kilitli ve asma kilit ile zincirli olan acil çıkış kapınsın açılmış ve zincirin olmadığını gördüğünü, Sezgin’in üzerinde bulunan anahtarın kapılarda unutulan anahtarlar değil odasındaki dolaplardan alınmış olduğunu,
Şikayetçi Y.. Ç..; okul kantinini işlettiğini, 02.03.2009 günü işyerine geldiğinde pencere camının kırılmış ve içeride bulunan 10-15 adet çikolata ile 10 Lira madeni bozuk paranın alındığını görerek okul müdürüne bilgi verdiğini,
Suça sürüklenen çocuklardan H.. K.. ve S.. K..; suçlamaları kabul etmeklerini,
Suça sürüklenen çocuk A.. S.. savcılıktaki savunmasında; daha önce verdiği ifadenin doğru olmadığını, arkadaşı Sezgin’i kurtarmak isterken öyle ifade verdiğini, vicdanının buna el vermediğini hırsızlığın olduğu gece Sezgin ve Cem ile birlikte olduğu sırada Sezgin’in; “Müdüre çok kızıyorum. Gideceğim odasına bir şeyler yapacağım.” dediğini, Sezgin’in, Cem ile kendisinin okula girmek için zorladığını, kendisinin yanlarından kaçtığını, ertesi gün Sezgin’in kendisine; “Cem ile birlikte okula girdiklerini” söylediğini, ilk ifadesinde arkadaşını korumak amacıyla o şekilde ifade verdiğini, hırsızlık olayından sonra yanında Cem, Akın ve A..R.. olduğu halde parkta oturmakta iken Cem’in kendisine; “polisler okulda hırsızlığı araştırıyorlar. Bu konuda bir şey söylersen seni de yakarız.”diyerek tehdit ettiğini, Akın ile A.. R..’nın bu sözlerini duyduğunu,
Mahkemedeki savunmasında ise; kendisinin Sezgin ve Cem ile birlikte olduğu sırada Sezgin’in; müdüre kızdığı için odasına gireceğini ve bir şeyler yapacağını söylediğini, Cem ve kendisine birlikte girmeleri konusunda ısrar ettiğini kendisinin kabul etmediğini ve yanlarından ayrıldığını, arkasından Cem’in de gelerek kendisinin de girmeyeceğini söylediğini. Okula polisler gelmeden önce Sezgin’e sorduklarında okula girmediğini söylediğini ancak girip girmediğini bilmediğini,
İfade etmişlerdir.
Okul müdürünün odasının kapısına zarar verilmiş olduğu, okulun kantin kapısında ön satış yerinin camının kırılarak içeri girildiği, Okulun PVC acil çıkış kapısının zincirinin kesilerek buradan içeriye girilmiş olduğu olay yeri inceleme raporu ile tespit edilmiştir.
Tanık A.. A..’in beyanı başta olmak üzere suçun işleniş şekline ilişkin tanık anlatımları olay yeri tespit tutanağı ve müşteki beyanları ile doğrulanmaktadır.
Görüldüğü üzere; suça sürüklenen çocuklar Sezgin ile H.C..m’in isnat edilen suçları işledikleri tanıkların olay yeri tespit tutanağı ile doğrulanan beyanları ile sabit olup, suça sürüklenen çocuk Adil’in ise mahkûmiyetine yeterli delil bulunmamaktadır.
Zaten suça sürüklenen çocuk Sezgin’in okulun anahtarlarını çaldığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. İddianamede anlatılmış olan sadece bu eylem bile onun hırsızlık suçundan cezalandırılması için yeterlidir.
Açıklanan bu gerekçelerle, suça sürüklenen çocuklardan Sezgin ile H.Cem hakkında verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasına yönelik çoğunluk görüşüne muhalifim.