YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1337
KARAR NO : 2014/16676
KARAR TARİHİ : 16.10.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/178828
MAHKEMESİ : Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 22/12/2009
NUMARASI : 2009/287 (E) ve 2009/422 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca bir çok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Enişte ve kayınbirader olan sanıklardan; K. Hafriyat… Ltd. ünvanlı şirket yetkilisi olduğu bildirilen sanık Zeki’nin; yasaklı olması veya başka herhangi bir nedenle, kayınbiraderi sanık Hüseyin’in H.K. şubesi nezdinde 31.10.2006 tarihinde açtırdığı çek hesabına bağlı olarak alınan çek karnesinden; adli emanete alınmış suça konu 15.03.2007 kaşedi tarihli .. seri no’lu 21.700 TL bedelli K…. Ltd. namına düzenlenmiş çek yaprağını hesap sahibi-sanık Hüseyin’in bilgisi-rızası dahilinde ancak “çek keşide etme hususunda yasal yetki verilmeksizin” şikayetçi Ertan’dan alındığı söylenen mal karşılığı verilmesi eylemlerinin “Nitelikli dolandırıcılık”; “Resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul iddia olunan somut olayda;
1-Sanık Zeki’nin aşamalardaki değişmez savunma anlatımlarında genel olarak; çek hesabının eniştesi olan diğer sanık Hüseyin’e ait olduğunu ve suça konu çeki onun bilgisi dahilinde keşide edildiğini, ticari alışverişi karşılığı şikayetçi E.. P..’na verdiğini, bu şekilde ona daha önce de çek düzenleyip verdiğini söylemesi karşısında; maddi gerçeğin hiçbir şekilde kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılması bakımından; sanığın katılana daha önce de benzer şekilde çek verip vermediğinin araştırılması, sanıkların ne şekilde fikir-eylem birliği içinde hareket ettiklerinin ortaya konulması, suça konu çekin verilmesine ilişkin ticari kayıtlara göre; rulmanların alıcıya (sanığa) tesliminden sonra satıcıya (katılana) gönderilip gönderilmediği hususunda oluşan kuşkunun giderilmesi toplanan deliller birlikte incelenerek varılacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturmayla yazılı biçimde hükümler kurulması,
2-Kabule göre de; Dolandırıcılık suçunda; elde edilen haksız menfaat miktarı belli olmakla; adli para cezasının belirlenmesine esas alınacak temel tam gün birim sayısının, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde en az bu şekilde belirlenen miktar üzerinden arttırma ve eksiltmelerin yapılması gerektiğinin nazara alınmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.10.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy;
Muğla Cumhuriyet savcılığının 24.07.2009 tarih ve 2009/249 sayılı iddianamesi ile şüpheliler Z.. K.. ve H.. K.. hakkında; 2001 krizinden sonra işlerinin bozulması nedeniyle bankalar nezdindeki kredisi kalmayan Z.. K..’ın, kayınbiraderi H.. K.. ile yaptığı anlaşma sonucunda, “H.. K..’ın; H.K. şubesinde açtırdığı çek hesabından aldığı çek defterlerinden çok sayıdaki çeklerin bir kısmını, kullanması için boş olarak eniştesi Z.. K..’a teslim ettiği; Z.. K..’ın da, kendisine ait olmadığını bildiği çok sayıdaki çeki keşide ve imza etmek suretiyle piyasaya sürdüğü, bu cümleden, 21.700 TL bedelli ve 15.07.2003 keşide tarihli … sayılı çekin, ödeme aracı olarak, şikâyetçi E.. P..’na verildiği” ve bu şekilde şüphelilerin Nitelikli dolandırıcılık; Belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddiası ile dava açılmıştır.
Sanık Z.. K.. aşamalarda değişmeyen savunmalarında çek hesabının H.. K..’a ait olduğunu, çekleri onun bilgisi dâhilinde keşide ettiğini, çeklerden 7-8 tanesini kullandığını ve ödeyemediği beyan etmiştir.
Sanık H.. K.., “çek defterini ilgili K. H. Bankası şubesinden ben aldım ve rızam dâhilinde diğer sanık Z.. K..’a bu çek defterini verdim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yargılama sonunda toplanan delillerden olayın iddianamede anlatıldığı gibi gerçekleştiği, maddi olayın doğru olduğu anlaşılmıştır.
Sanıkların açık ikrarlarından anlaşıldığı üzere sanıklar önceden anlaşarak Hüseyin adına çek hesabı açtırmışlar. Bu hesap nedeniyle alınan çekleri çek keşide etme yetkisi bulunmayan sanık Zeki keşideci olarak imzalamış ve çek karşılıksız kalmıştır.
Yetkisi bulunmadığı halde başkasına ait çek hesabından çek keşide eden ve çek bedelini ödemeyen sanık Zeki resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlemiş; kendisi adına açılan çek hesabından aldığı çekleri önceden yapılan anlaşma gereği çek keşide etme yetkisi bulunmayan sanık Zeki’ye vererek karşılıksız çek keşide etmesini sağlayan sanık Hüseyin de bu suçlara iştirak etmiştir.
Olayda suçun mağduru çeklerin verildiği E.. P..’dur. Suç mağdur E.. P..’nun rızası ile işlenmiş değildir ve olayda TCK’nın 26/2. maddesinin uygulanma imkânı yoktur.
Sanık Zeki ve katılan Ertan arasında daha önce de benzer şekilde çekle alışveriş yapılmış olması, çeklerin borçla illiyet’inin bulunmaması nedeniyle suçların oluşumuna engel olmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle hükümlerin onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmıyorum.