Danıştay Kararı 12. Daire 2021/6532 E. 2022/4301 K. 28.06.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/6532 E.  ,  2022/4301 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6532
Karar No : 2022/4301

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR :
1) DAVACI : …
VEKİLİ : Av…
2) DAVALI : …
VEKİLİ : Av…

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Vergi denetmeni olarak görev yapmakta iken emekliye ayrılan davacının, 646 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca vergi denetmeni kadro unvanının kaldırılması üzerine, aynı Kanun Hükmünde Kararname ile ihdas edilen vergi müfettişi kadro unvanı için öngörülen ek gösterge ile makam tazminatından yararlandırılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile 646 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği 10/07/2011 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davanın makam tazminatı istemine ilişkin kısmının, daha önce kısmen karar verilmesine yer olamadığına kısmen kabul kararı ile sonuçlanarak kesinleşmesi nedeniyle, Danıştay Onikinci Dairesince, ek göstergeye ilişkin kısım hakkında verilmiş olan 10/10/2019 tarih ve E:2018/5990, K:2019/7446 sayılı bozma kararına uyularak; 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 12. maddesinin 8. fıkrasına eklenen cümleyle, vergi müfettişi kadrolarına atanmış sayılanlardan halen bu kadrolarda bulunanların, 657 sayılı Kanun’a ekli (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin “ I- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (g) bendinde öngörülen ek göstergelerden, anılan bentte belirtilen şartlar aranmaksızın yararlanacağı öngörülmek suretiyle, 15/11/2011 tarihinden sonra halen bu kadrolarda bulunanlar yönünden istisnai bir düzenleme yapıldığı; bu düzenlemenin, yürürlüğe girdiği 15/11/2011 tarihinden önce emekliye ayrılanları kapsamadığı açık olup, bu tarihten önce emekliye ayrılanların, (XXXI) sayılı Eşitlik Cetvelinin 34. sırası ile yapılan eşitlik işlemi uyarınca, 657 sayılı Kanun’a ekli (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin “I- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı”bölümünün (g) bendinde yer alan şartları taşımaları gerektiği hususunda kuşku bulunmadığı; bu durumda, 657 sayılı Kanun’a ekli (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin I/g bendindeki “yeterlik sınavında başarılı olma” koşulunu taşımayan davacının, anılan bentteki ek göstergeden yararlandırılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, ek gösterge yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİALARI :
Davacı tarafından; vergi müfettişleri için öngörülen ek göstergeden yararlandırılmamasında hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, Mahkeme kararının makam tazminatına ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından; davanın makam / görev tazminatına ilişkin kısmı hakkında verilmiş olan hükmün onanarak kesinleştiği ve kesin hüküm niteliğini kazandığı belirtilerek, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, davalı idare tarafından ise savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
Usul hükümleri uyarınca, dava açmakta olduğu gibi kanun yoluna başvurmada da, hukuki yarar bulunması; bir başka ifadeyle, kanun yoluna başvuranın, kararın bozulmasında korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerekir.

Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla, Danıştay Onikinci Dairesinin bozma kararına uyularak, “ek gösterge yönünden” davanın reddine karar verildiği, davalı idare aleyhine hüküm kurulmadığı, davalı idarenin bozulmasını istediği makam tazminatına ilişkin hükmün ise, Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı ilk kararında yer aldığı ve anılan kararın makam tazminatına ilişkin kısmının, Danıştay Onbirinci Dairesinin 05/12/2013 tarih ve E:2013/2783, K:2013/12078 sayılı kararı ile onandığı, karar düzeltme talebinin de reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; temyize konu Mahkeme kararının bozulmasında korunması gereken hukuki bir yararı olmayan davalı idarenin temyiz isteminin incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. Davacının temyiz isteminin reddine, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 28/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.