YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7444
KARAR NO : 2014/8894
KARAR TARİHİ : 06.05.2014
Tebliğname No : 15 – 2012/319625
MAHKEMESİ : Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 24/09/2012
NUMARASI : 2009/512 (E) ve 2012/306 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya Düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve
kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanığın, eşi H. K. ile 20/02/2004 tarihinde boşanmasına rağmen ondan dolayı aldığı sağlık karnesini kullanmaya devam ederek 28 adet reçete yazdırıp haksız yere 4.284,24 TL kamu zararına neden olduğu iddia edilen olayda;SGK’nın 28/09/2006 tarihli raporunda sanığın en son 26/01/2006 tarihinde reçete yazdırdığının bildirilmesi karşısında temadi eden suçun 26/01/2006 tarihinde sona erdiği bu nedenle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilmeden yazılı şekilde açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.