Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/2825 E. 2014/5217 K. 20.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/2825
KARAR NO : 2014/5217
KARAR TARİHİ : 20.03.2014

Tebliğname No : 11 – 2009/267463
MAHKEMESİ : İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 27/02/2009
NUMARASI : 2008/105 (E) ve 2009/61 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanığın katılanlar H.. K.., E.. B.., A.. A…., M.. P.., P.. E.. ve A.. B..’den aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda haksız menfaat temin etmesi karşısında, adı geçen katılanlar bakımından kurulan hükümler bakımından ayrı ayrı TCK 43/1. maddenin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından. Bozma nedeni yapılmamıştır.
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın katılanlara kendisinini Manisa’da faaliyet gösteren bir inşaat şirketinin muhasebeci olarak tanıtıp, aylık 150 TL sigorta primini ödemeleri karşılığında, kendilerinin şirkette çalışıyormuş gibi gösterip, sigortalı yapacağını beyan ettiği, katılanlardan nüfus cüzdanı sureti ve sigorta numaralarını istediği, E… Turizm Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin kaşesinin bulunduğu imzalı Sosyal Sigortalar Kurumu Sağlık Belgesi ve SSK Sigortalı Hizmet Döküm Belgesi verdiği katılanlardan, aylık 150 TL olmak üzere farklı miktarlarda para aldığı, ancak prim adı altında aldığı bu paraları SSK’ya yatırmayarak, dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın savunmasında atılı suçlamayı reddederek, kendisinin sadece sigortalı çalışmak istediğini belirten katılan Halim Kahriman’ı, daha önce muhasebeciliğini yaptığı M.. K. isimli müteahhide yönlendirdiğini, diğer katılanları da Halim Kahriman’ın adı geçen müteahhide gönderdiğini, M.. K. ‘ün sekreteri Ü.. D..’ın Sosyal Sigortalar Kurumu Sağlık Belgesi’ni dolduramaması nedeniyle kendisinin imzalı ve kaşeli gelen belgeleri yardımcı olmak amacıyla doldurduğunu belirtmesi, sanık müdafiinin katılanlar ve Mehmet Karagöz’ün İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2007/35346, 2007/36870 ve 2007/36867 sayılı soruşturmalarının şüphelileri olduklarını beyan etmesi, katılan H.. K..’ın SSK’da dava konusu olaya ilişkin ifade verdiğini belirtmesi ve katılanların suç tarihleri itibariyle sigortalı görünüp görünmedikleri ve hangi işletmelerde sigortalı göründükleri, primlerinin yatıp yatmadağı, yatırılmışsa kim tarafından yatırıldığı ve sosyal
güvenceden faydalanıp faydalanmadıklarına ilişkin SGK’ndan gelen cevabi yazıların çelişkili ve açıklayıcılıktan uzak olması karşısında, gerçeğin kuşkuya mahal vermeksizin tespiti için, belirtilen hususların ilgili kurumdan sorularak aydınlatılması, dava konusu olay ile ilgili SGK bünyesinde bir idari tahkikat yürütülüp yürütülmediği sorulup, akıbetinin araştırılması, sanık müdafiinin soruşturma numaralarını bildirdiği dosyaların araştırılarak, dava konusu olay ile ilgisi belirlenip, açılmış bir dava varsa incelenmesi, karar verilmişse kesinleşmiş bir suretinin dosyaya eklenmesi, karar verilmemişse bu dava ile arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması halinde birleştirilmesi hususunun değerlendirilmesi, sanık savunmasında adı geçen Mehmet Karagöz ve Ülkü Daban isimli şahısların araştırılarak beyanlarının alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.