Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13784 E. 2014/5423 K. 24.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13784
KARAR NO : 2014/5423
KARAR TARİHİ : 24.03.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/86486
MAHKEMESİ : Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 13/10/2009
NUMARASI : 2008/391 (E) ve 2009/296 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık A.. K..’ın, katılan O.. Limited şirketine ait çeki boş olarak ele geçirdikten sonra meblağ kısmını 4.500,00 TL olarak doldurmak suretiyle Factoring hizmetleri yapan Şirinoğlu F.. Finans Anonim şirketine kırdırarak 3.992,06 TL aldığı,
sanığın savunmalarında çeki aldığını belirttiği S.. A..’nun bildirilen adresinde yapılan araştırmada böyle bir kişinin bulunmadığının tespit edildiği, sanığın suça konu çekin arkasını imzalayarak ciro ettiği, bu şekilde sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanığın aşamalardaki tüm savunmalarında suça konu çeki satmış olduğu mal karşılığında S.. A..’ndan aldığını belirterek suçlamaları kabul etmemesi, dosya içerisinde Semih isimli kişi adına kesilen fatura örneğinin bulunması, sanığın sahte belgeyi düzenleyip arkasına ismini yazarak şirketin kaşesini vurmasının hayatın olağan akışına uygun düşmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeksizin ortaya çıkarılması bakımından, sanığa ait şirketin ticari defter ve belgelerinin getirtilip bilirkişiye incelettirilerek sanığın, S.. A..ismindeki birisiyle ticari ilişkisinin bulunup bulunmadığı, ibraz edilen faturanın gerçek bir alışverişe ilişkin olup olmadığı ile Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla S.. A.. hakkında yürütülen bir soruşturmanın bulunup bulunmadığı ile varsa gerçek kimliğinin tespitinden sonra, olayla ilgili ifadesinin alınması ve suça konu çekin arkasındaki cironun bu şahsa ait olup olmadığının tespiti ile ulaşılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-5237 sayılı Kanun’da, 765 sayılı Kanun’dan farklı olarak “gün para cezası” sisteminin kabul edilmesine bağlı olarak nispi para cezasına yer verilmediğinden, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, TCK’nın 158/1-f-son maddesine göre adli para cezasının, TCK’nın 52. maddesi uyarınca, elde edilen veya elde edilmek istenilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde 450 gün temel gün birim sayısı üzerinden belirlenip, artırım ve indirimlerin yapılmasından sonra elde edilen sonuç gün birim sayısının, 20-100 TL arasında belirlenecek bir gün karşılığı para miktarı ile çarpılması suretiyle tayin edilmesi gerekirken, infazda tereddüde yol açacak şekilde önce 1000 gün olarak belirlenip, daha sonra haksız menfaatin iki katının altında kaldığından bahisle bu kez 9.000,00 TL’ye hükmedildikten sonra indirim oranının bu miktar üzerinden yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.