Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13889 E. 2014/5334 K. 24.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13889
KARAR NO : 2014/5334
KARAR TARİHİ : 24.03.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/100549
MAHKEMESİ : Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/12/2009
NUMARASI : 2008/409 (E) ve 2009/1337 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık, 1136 sayılı Kanun’a muhalefet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ankara Baro Başkanlığı tarafından, sanığın 10.02.2006 tarihinde Avukatlık Kanunu’nun 62/d, 71. ve 65. maddeleri gereğince barodan kaydının silinmiş olduğunun belirtildiği, icra takip dosyasına göre de, sanığın kaydının silinmesinden sonra müştekiye kendi adına vekaletname çıkarttırdığı ve bu vekaletnameye dayanarak avukatlık mesleğini icra etmek suretiyle müşteki adına alacak tahsil ettikten sonra söz konusu parayı müştekiye vermediği, bu suretle müştekiyi avukat olduğuna inandırmak suretiyle parayı icra dairesi aracılığı ile tahsil edip uhdesinde tuttuğu, daha sonra sanığın ortadan kaybolduğu, böylece dolandırıcılık ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na muhalefet suçunu böylece dolandırıcılık ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na muhalefet suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, icra dairesinin aracı kılınarak suç işlediğinin iddia ve kabul edilmiş olması karşısında, eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d, maddelerinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilip görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.