Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10892 E. 2014/5372 K. 24.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10892
KARAR NO : 2014/5372
KARAR TARİHİ : 24.03.2014

Tebliğname No : 15 – 2011/265645
MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/06/2011
NUMARASI : 2007/989 (E) ve 2011/634 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın 06 DR 960 plaka sayılı otomobilini satmak için verdiği ilanı gören sanıklardan İ.. Y.. ve S.. Y..’ın katılanı arayarak aracı almak istediklerini söyleyerek anlaştıkları, daha sonra aracın satışını yapmak için katılan ile sanıklar Serkan ve Sebahat’in Altındağ … Noterliğine işlem yapmak üzere gittikleri, burada aracın satışının sanık Sebahat adına yapıldığı, ancak sanıkların yanlarındaki poşet içindeki paranın eksik olduğunu söyleyerek ödemeyi evde yapacaklarını belirtip katılan ile birlikte oradan ayrıldıkları ve hep birlikte sanıkların ikamet ettiği eve gittikleri, ancak orada da parayı ödemedikleri, ertesi gün katılanı parayı ödeyeceğiz diyerek oyalayıp aynı gün suça konu aracı sanık Sultan’a sattıkları, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda, Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230 maddeleri ile maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden gerekçesiz hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve sanık İhsan müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.