YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14216
KARAR NO : 2014/3241
KARAR TARİHİ : 20.02.2014
Tebliğname No : 11 – 2009/224513
MAHKEMESİ : İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 13/03/2009
NUMARASI : 2007/156 (E) ve 2009/93 (K)
SUÇ : Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık(değişen suç vasfına göre sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirmek suretiyle haksız çıkar sağlama)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, müştekinin MSN şifresini ele geçirerek tanık olan kardeşinden kontör talep etmek suretiyle haksız menfaat temin etmesi eyleminin dolandırıcılık suçu yanında TCK’nın 243. maddesinde düzenlenen bilişim sistemine girme suçunu da oluşturduğu halde bu suçtan kamu dava açılmamış ise de, zamanaşımı süresi içinde açılması mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, müştekinin MSN şifresini haksız olarak ele geçirdiği, akabinde bu şifreyi kullanarak müştekinin kız kardeşi olan tanık S.. İ..’dan müşteki adına kontör talebinde bulunduğu, tanık Selime’nin de iki adet 250 kontörlük kartı satın alarak şifrelerini sanığa gönderdiği, bu şekilde sanığın atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Sanığın savunmasında suçlamaları kabul etmemesi ve suça konu kontörleri acil paraya ihtiyacı olduğunu söyleyen tanımadığı bir şahıstan aldığını belirtmesi karşısında; katılanın kardeşi olan tanık S.. İ..’nın bilgisayarı ile olay tarihinde irtibat kuran ve kontör şifrelerini alan bilgisayara ait IP numarası ve kullanıcısının ilgili şirketten sorularak tespit edilmesinden sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de; sanığın eyleminin TCK’nın 158/1-f maddesine uyan bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirmek suretiyle haksız çıkar sağlama suçundan mahkûmiyete hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.02.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.