Danıştay Kararı 6. Daire 2018/4100 E. 2022/7455 K. 27.06.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2018/4100 E.  ,  2022/7455 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2018/4100
Karar No : 2022/7455

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Belediye Başkanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı / …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN ÖZETİ : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/10/2014 tarih ve E:2014/2357, K:2014/6119 sayılı bozma kararına uyularak … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ :Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Dava, davacıya ait İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza yapılaşma izni verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Bağcılar Belediye Başkanlığının … tarihli, … sayılı işlemi ile dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapor ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planlarında uyuşmazlık konusu taşınmazın kısmen “yol” kısmen “prestij hizmet alanı (parsel uhdesinde kalan ağaçlandırılacak alan)”nda kaldığı ve plan notları arasında “400 m²’den küçük parsellerde bahçe mesafeleri uygulanır.” şeklinde bir plan notuna yer verildiği, 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planında ise taşınmazın “birinci derece merkez alanı” içerisinde “meskun konut alanı”nda kaldığı, bu itibarla imar planları ile taşınmaza verilen işlevlerin kendi aralarında uyumlu ve üst ölçekli çevre düzeni planına uygun oldukları, bununla beraber imar planlarına ait raporlarda taşınmaza verilen “parsel uhdesinde kalan ağaçlandırılacak alan” işlevine yönelik analiz ve gerekçelere yer verilmediği, bu nedenle söz konusu işlevin planlama alanının bütünü içinde hangi ihtiyaç ve sorunlara yönelik olduğu ve hangi yeşil alan sisteminin bir parçası olduğunun anlaşılamadığı, diğer yandan planlama alanının bütünü incelendiğinde taşınmazın ağaçlandırılacak alan işlevi açısından yeterli büyüklükte olmadığı, ayrıca taşınmaza verilen işlevin planlama alanının bütününde öngörülen bir yeşil alan sistemin parçası olmadığı, taşınmaz ile aynı aksta yer alan diğer yapı adalarında bu işlevin öngörülmemesinin eşitsizliğe neden olduğu, dolayısıyla imar planlarının taşınmaza ilişkin kısımlarının şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu ve dayanağı imar planları hukuka aykırı bulunan diğer dava konusu işlemin de hukuka aykırı hale geleceği gerekçesiyle iptallerine karar verilmiş, bu karar davalı idarelerin vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan mülga Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin 7. fıkrasında, “Sosyal alt yapı: Sağlıklı bir çevre meydana getirmek amacı ile yapılması gereken eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari yapılar ile park, çocuk bahçeleri gibi yeşil alanlara verilen genel isimdir.” tanımına ve 8. fıkrasında ise,” Aktif yeşil alan: Park, çocuk bahçesi ve oyun alanları olarak ayrılan sahalardır.” tanımına yer verilmiş, pasif yeşil alanlar ilgili herhangi bir tanıma yer verilmemiştir. Yönetmeliğin EK-2 sayılı cetvelinde ise “açık ve yeşil alanlar” başlığı altında “ağaçlandırılacak alan” lejantına da yer verilmiştir.
Yine dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan mülga İmar Kanununun 18 İnci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi İle İlgili Esaslara Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde, “Umumi Hizmetlere Ayrılan Miktar: Bir düzenleme sahasında yol, meydan, park, genel otopark, yeşil saha gibi umumi hizmetlere ayrılan ve tescile tabi olmayan alanlar ile cami, karakol yerleri ve ilgili tesisler için ayrılan alanlar tümüdür.” tanımına yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planlarıyla ayrılan ağaçlandırılacak alanların sağlıklı bir çevre oluşturmak amacıyla ayrılan sosyal alt yapı niteliğinde oldukları, aktif kullanıma konu olmadıkları için pasif yeşil alan olarak kabul edilmeleri gerektiği ve bu alanların ilgili idarelerce yapılacak parselasyon işlemi veya diğer imar uygulamaları yoluyla kamunun mülkiyetine geçirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu imar planlarında taşınmazın kısmen “yol” kısmen “prestij hizmet alanı”nda kaldığı ve “prestij hizmet alanı”nda kalan kısmında “parsel uhdesinde kalan ağaçlandırılacak alan” taramasının bulunduğu, imar planlarına ait paftalar incelendiğinde taşınmazın bulunduğu yapı adasında 25 metre en kesitli yol boyunca 10 metre genişliğinde “parsel uhdesinde kalan ağaçlandırılacak alan”ın bırakıldığı ve fiiliyatta da bu alanlarda yapılaşma bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarelerce, imar planları ile sanayi yapılarının çevreye etkisini azaltmak amacıyla planlanan “parsel uhdesinde kalan ağaçlandırılacak alan” işlevinin parsel dahilinde, koruma bandı niteliğinde ve çekme mesafesi içerisinde yer aldığı savunması yapılmış, dosya içeriğinin de bu savunmayı doğruladığı görülmüştür.
İmar planlarıyla sanayi yapılarının çevreye etkisini azaltmak ve sağlık bir çevre oluşturmak amacıyla 25 metre en kesitli yol boyunca ağaçlandırılacak alan planlanması kamu yararına uygun olmakla birlikte idarelerin kamulaştırma külfetinden kurtarılması amacıyla söz konusu kullanımın “parsel uhdesinde” bırakılmasında şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygunluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu imar planlarının ve dayanaksız kalacak olması nedeniyle taşınmaza yapılaşma izni verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair Bağcılar Belediye Başkanlığı işleminin iptali yolunda verilen kararda sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle ONANMASINA, 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 27/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.