YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13013
KARAR NO : 2014/5817
KARAR TARİHİ : 27.03.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/72920
MAHKEMESİ : Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/12/2009
NUMARASI : 2009/331 (E) ve 2009/475 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık S.. A..’ın müşteki A.. K..’a olan senede bağlı borcunu süresinde ödememesi üzerine müşteki tarafından hakkında Osmaniye 1. İ.. M..nün 2006/346 sayılı dosyası ile yürütülmekte olan icra takibine ilişkin olarak sanığın yetkilisi olduğu şirkete ait araçlar ve alacaklar üzerine haciz konulmuş olduğu, ancak sanığın sözkonusu İ.. M..nce yazılmış gibi sahte müzekkereler yazarak ortağı ve sorumlusu olduğu şirket adına olan alacaklar ile araçları üzerindeki haciz işlemlerini kaldırttığı iddia edilen olayda,
Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kurulan hükme yönelik incelemede; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Resmi belgede sahtecilik açısından Suça konu belgelerden yalnızca Karayolları genel müdürlüğü merkez saymanlığı’na yazılmış olan 25.08.2006 tarihli müzekkere aslının Emanete kayıtlı olduğu ve yalnızca bu belge üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı Diyarbakır Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğüne yazılan 05.01.2006 tarihli, Mersin Karayolları Bölge Müdürlüğüne yazılan 05.01.2006 tarihli ve Karayolları Genel Müdürlüğüne yazılan 05.01.2006 tarihli sahte olduğu iddia edilen haciz kaldırma talepli müzekkere asıllarının dosyada bulunmadığı, fotokopilerinde sadece icra müdür yardımcısı kaşesi bulunduğunun anlaşılması karşısında, sözkonusu belgelerin asıllarının dosyaya celbi ile İ.. M.. görevlileri adına atılmış imza bulunup bulunmadığı, belirtilen belgelerin, ilgili kurumlara verilip verilmediği, verilmiş ise kim tarafından verildiği adı geçen kurumların be müzekkerelere dayanarak işlem yapıp yapmadığı hususlarının araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması
2-Dolandırıcılık suçu açısından sanığın yetkilisi ve sorumlusu olduğu şirket aleyhine yapılan icra takibi nedeniyle şirketin alacakları üzerine konulan haciz konulması üzerine İ.. M..’nden yazılmış görünen sahte müzekkere ile sözkonusu haciz kararının kaldırılmasını sağlamasında, dolandırıcılık suçu unsurlarının ne şekilde gerçekleştiğinin denetime olanak sağlayacak şekilde gösterilmeden, oluşa ve dosya kapsamına aykırı şekilde sanığın yüklenen suçtan beraatı yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.