Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15172 E. 2014/5915 K. 31.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15172
KARAR NO : 2014/5915
KARAR TARİHİ : 31.03.2014

Tebliğname No : 15 – 2011/249915
MAHKEMESİ : Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 05/04/2011
NUMARASI : 2010/373 (E) ve 2011/116 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüs, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri
ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, soruşturma aşamasında sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğu tespit edilen Halkbank Y.. A.. Şubesi hesabına ait 18/09/2007 keşide tarihli, 27.000 TL bedelli, C.. B.. emrine düzenlenen ve aynı banka şubesi hesabına ait, 04/09/2007 keşide tarihli, 10.000 TL bedelli, E.. İnşaat Limited Şirketi’nin emrine düzenlenen iki adet çeki temin edip, katılan şirket adına ve şirket yetkilisinin bilgisi ve rızası dışında gerçeğe aykırı olarak düzenledikten sonra, Ankara 20. İcra Müdürlüğü’nün 2008/101021 numaralı dosyası üzerinden icra takibine koyarak haksız menfaat temin etmeye kalkışmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, çekler ile ilgili yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın aşamalarda verdiği ve aynı doğrultudaki savunmalarında; söz konusu çekleri katılan şirketin muhasebesinde görevli olan Z.. G.. isimli kişiden aldığını, bunun karşılığında katılan şirkete iş makineleri verildiğini savunması karşısında;
Maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması, sanığın somut olayda suç kastının bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi ve söz konusu suçların kanunda tanımlanan unsurlarının oluşup oluşmadığının tespit edilebilmesi bakımından, katılan şirketin muhasebe elemanı olan Z.. G.. ile şirket çalışanı olduğu öne sürülen C.. Y.. isimli kişilerin duruşmaya çağrılarak ifadelerinin alınması, söz konusu çeklerin kendileri tarafından düzenlenerek sanığa verilip verilmediği hususunun sorulması, imza ve yazı örneklerinin alınarak söz konusu çekler üzerindeki yazı ve imzalar ile karşılaştırmalarının yapılması, katılan şirket temsilcisi olan A.. A..’ın duruşmaya çağrılarak sanığın savunmalarında iddia ettiği gibi şirket ile sanık arasında iş makineleri alım satımına ilişkin herhangi bir ticari alışverişin gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının sorularak açıklığa kavuşturulmasından sonra toplanan delilere göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hükümlerin kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.