YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/12538
KARAR NO : 2014/17204
KARAR TARİHİ : 27.10.2014
Tebliğname No : KYB – 2014/182080
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan şüpheliler N.. B.. ve Ş.. K.. haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/11/2013 tarihli ve 2013/95012 soruşturma, 2013/56189 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/01/2014 tarihli ve 2014/152 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 05/05/2014 gün ve 2014/9039/30439 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/05/2014 gün ve 2014/182080 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, şüphelilerden Nedim’in laboratuvar sorumlusu, diğer şüpheli Şive’nin kalite temsil yöneticisi olarak müşteki SCA Belgelendirme ve Özel Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti.’nde 2011 yılından 2013 yılına kadar çalıştıkları, bu şirketten ayrıldıktan sonra kurdukları yeni şirkette, önceki çalıştıkları şirkete ait müşteri portföyünü kullanarak haksız rekabet hükümlerini ihlal ettikleri iddiasıyla müşteki firma vekili tarafından yapılan 11/10/2013 tarihli şikayet üzerine, hiçbir inceleme ve araştırma yapılmaksızın, şüphelilerin ifadesi dahi alınmadan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca, suça konu eylemlerin hukuki bir ihtilafın konusunu teşkil ettiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde belirttiği İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/299 değişik iş sayılı dosyasının getirtilip, bilirkişi raporunun incelenmesi, şüphelilerin ifadesine başvurularak, leh ve aleyhlerine olan tüm delillerin toplanmasından sonra, eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 62. maddesi kapsamında haksız rekabet suçunu veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/2. maddesi kapsamında güveni kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılarak sonucuna göre ^Şüphelilerin hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi”nin 17/01/2014 tarih ve 2014/152 D. İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK”nın 309. maddesi gereğince, BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine 27/10/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.