YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16332
KARAR NO : 2014/6495
KARAR TARİHİ : 07.04.2014
Tebliğname No : 4 – 2010/139730
MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 18/12/2008
NUMARASI : 2005/1266 (E) ve 2008/1328 (K)
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail
ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi, olayın gelişimi sırasında sanığın, cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nın “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerekmektedir
Somut olayda; olay tarihinde sanığın evrakı ayrılan Metin ve ölüm nedeniyle hakkında düşme kararı verilen Günaydın adlı şahıslarla birlikte sokakta bulunduğu sırada, meskun mahalde silah atma hususunda soruşturma yapan müşteki görevli polis memurlarınca memuriyet kimlikleri gösterilerek üst araması yapılmak istendiğinde sanığın sözlü engellemede bulunup otoyu tekmelediği görev yaptırmak istemediğinin iddia edildiği olayda,
Dosya içeriğine göre birden fazla polis memuruna karşı gerçekleştiği kabul edilen eylemde, hukuksal anlamda tek bir fiil oluşturan eylemlerin birden fazla kamu görevlisine karşı gerçekleşmesi nedeniyle sanık hakkında koşulları bulunan TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhte temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Ancak.
1-)Dosya içeriği, olay tutanağı ve müştekilerin beyanlarında, sanık tarafından kendilerine hakaret edildiği, mukavemette bulunulduğu iddia edilmiş olup, suçun yasal unsurlarından olan cebir veya tehdit kullanıldığına dair anlatım, iddia olmadığı anlaşılmakla, görevliye direnme eyleminin cebir, tehdit unsurunun ne surette oluştuğunun denetime olanak verecek şekilde kararda tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-) Kamu malına zarar verme suçu görevliye direnme suçunun unsuru ya da ağırlaştırıcı sebebi olmayıp ayrı ve bağımsız bir suç olduğundan, bu suçtan da hüküm kurulması gerekirken eylemin bir tüm halinde görevliye direnme olarak kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321-326 maddeleri uyarınca, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere BOZULMASINA, 07/04/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.